<< GERİ

 

GEÇMİŞ YAŞAMLARINIZI KEŞFEDİN

 

Bu kitap hakkında ayrıntılı bilgi almak için tıklayın...

 

Sunuş

 

Önsöz

 

Giriş

 

 

1. Bölüm: Kendi Başınıza

 

1 Hazırlık

 

2 Rezonans Metodu

 

3 Rüya Teknikleri

 

4 Meditasyon Teknikleri

 

5 Kendi Kendine İpnoz Teknikleri

 

 

2. Bölüm: Arkadaşınızla

 

6 Yönlendirmeli Meditasyonlar

 

7 Aktif İmajinasyon

 

 

3. Bölüm : Profesyonel Rehberlik

 

8 Profesyonel Bir Geçmiş Yaşam Terapisti İle Çalışmak

 

Bir Geçmiş Yaşam Terapisi Uzmanına Nasıl Ulaşabilirsiniz?

 

Terapi Metotları

 

9 Psişik Süjeler Ve Diğer

 

 

4. Bölüm: Sonsöz

 

10 Geçmiş Yaşam Araştırmacılarını Bekleyen Tehlikeler

 

ÖNSÖZ  

1981 yılında yapılan bir Gallup anketine göre, ABD'de geçmiş yaşamlar yaşadıklarına inanan 38 milyon insan bulunuyor (Yetişkin nüfusun yaklaşık dörtte biri). Daha önce yaşamış olabileceklerini ciddi olarak düşünenlerin sayısı, yaşamın her alanında gün geçtikçe artıyor.Tekrardoğuşa yönelik artan bu ilgi sadece genel halk kitlesi arasında sınırlı kalmıyor. Daha özelde, insanların duygusal ve fiziksel sağlık problemleriyle başa çıkmalarını ve geçmiş yaşamlarında kazandıkları yetenek ve becerilerinin gün ışığına kavuşmasını sağlamak üzere, geçmiş yaşamlara regresyon teknikleri uygulayan psikolog, tıp uzmanı ve terapistlerin sayısı da hızla artıyor.

Artan ilgiyle beraber, geçmiş yaşam kesitlerini nasıl su yüzüne çıkaracaklarını ve açığa çıkan bu kesitlerin ilişkilerini, bakış açılarını, meslek yaşamlarını ve geleceklerini olumlu yönde etkilemesi için neler yapmaları gerektiğini kendi çapında araştıranlar da gittikçe çoğalıyor.

Bu kitabı, bu talebi karşılaması amacıyla yazdım. Kitapta, geçmiş yaşamlara dalmak üzere kullanılagelen en iyi metotlarla birlikte, adım adım uygulanan alıştırma ve tekniklerden bazılarını bulacaksınız. Söz konusu metotlar meditasyon uygulamalarını, geçmiş yaşamlarınızla ilgili rüyaları hatırlama ve onlardan esinlenme yollarını, basit kendi kendine ipnoz tekniklerini ve iki veya daha fazla kişiden oluşan gruplar için yönlendirmeli imajinasyon alıştırmalarını kapsıyor.

Bunların yanında, geçmiş yaşamlarınızdan şuur dışınızda gizlenmiş olan bazı kesitleri, coğrafi konumları, tarih dönemlerini ve geçmiş yaşamlarınızı temsil eden birçok bilgi kırıntısını çok çabuk ve meditasyona gerek duymadan belirlemenize yarayacak olan, kendi geliştirdiğim Rezonans Metodunu da kullanımınıza sunuyorum.

Geçmiş yaşamların hatırlanması amacıyla günümüzde kullanılan metotların bir bölümü özel uzmanlık gerektirdiğinden, bu konuda size yardımcı olabilecek bir terapist bulmanızda, bu kişilerde aramanız gereken eğitim ve özellikler hakkında ve kendinize uygun bir regresyon tekniğinin seçiminde işinize yarayacak bazı bilgileri de kitabın kapsamına aldım.

Geçmiş yaşamlarınızı araştırmak istemenizdeki amaç ne olursa olsun, tekrardoğuşa inansanız da inanmasanız da kitaptaki metotların işe yaradığını göreceksiniz. Metotların yardımıyla, şu anda şuurdışı zihninizde saklı bulunan kayda değer anılarınızın önünü açmanız mümkündür. Açığa çıkan bu anı ve bilgilerin gerçekten geçmiş yaşamlarınızdan geldiğine veya fanteziden ibaret olduğuna inanmak size kalmıştır.

Tek dileğim bütün bu çalışmaların, öğrenme ve ufkunuzu genişletme sürecinizde size yardımcı olmasıdır.

 

GİRİŞ

Tekrardoğuşun gerçekliğine inanıyorum. Bu hep böyleydi.

Bu inancım oldukça basit temellere dayanıyor. Kendimi bildim bileli, daha önceki yaşamlarıma ilişkin anılarım olmuştur. Küçük bir çocukken bile ağır basan bu kanaatimin etkisiyle, beş yaşlarına gelip de kendilerini arkadaşlarımın önünde küçük düşürdüğüm yolunda uyarılıncaya dek, anne ve babamı ilk isimleriyle çağırdığımı hatırlıyorum. "Anne" ve "baba" diyerek seslenmeyişim, onlara duyduğum saygının eksikliğinden değildi. O zamanlar, zihnimdeki bu garip kalıntıların ne anlama geldiğini kavrayabilecek kadar olgun bir entelektüel anlayış kapasitem yoktu; ama çocuk bedenimin ötesinde bir geçmişim, bir sürekliliğim olduğunu gayet canlı bir şekilde fark edebiliyordum. Bu yüzden, benim iyiliğim için didinen bu iki nazik insanı ailem olarak benimsemek, benim için bir anlam ifade etmiyordu.

Ailemin uyum sağlamakta zorlandığı erken gelişmiş tek karakter özelliğim bu değildi. Bu yetmiyormuş gibi, anne ve babam, her gün birkaç bardak demli çay içmeden duramayan, yerde bağdaş kurarak oturmayı koltukta oturmaya yeğleyen ve Asya kıtası ile ilgili olan her şeye fanatik bir ilgi duyan bir çocukları olduğunu fark etmekte gecikmediler. Ayrıca anneme, daha öncesine ilişkin hatırladığım birkaç ölüm şekli ile ilgili bazı sorular sorduğumu hatırlıyorum. Neyse ki bu anılarıma ilişkin krizlerim çabuk son bulmuştu da, kadıncağız bütün bunları görmezden gelebildi.

Yıllar geçtikçe bu garip anı birikimlerinin önemini anlamaya başladım. Yetişkinlik çağıma geldiğimde, bütün bunların bir dizi geçmiş yaşamımın açık seçik fakat bölük pörçük parçaları olduğunu kavradım. Bazı kereler isimler ve belli coğrafi konumlar hakkında çapraşık fakat çok özel birtakım ayrıntıları bile hatırlayabiliyordum.

Kendiliğinden ortaya çıkan bu hatırlayışların gerçekten geçmiş yaşamlarıma ait olduğunu kanıtlamanın çetinliğini kabul ediyorum; fakat bu yaşamımla ilgili birkaç durum söz konusu olduğunda, ta içimden kabarcıklar halinde çıkıp gelen bu bilgilere başka açıklama bulmak da mümkün gözükmüyor. Daha küçük bir çocukken, bana aile büyüklerim tarafından öğretilen geleneksel "şimdi de uyumak üzere kendimi teslim ediyorum!" duasını takiben, "bütün varlıkların acılarını dindirmesi" için Tanrı'ya yalvardığımı hatırlıyorum. Bana bu yaşamımda öğretilen bir duaya otomatik olarak eklediğim bu bitiriş tarzının, aslen Budist kaynaklı olduğunu çok sonraları anladım. Yine buna benzer olarak, çocukken sadece iki ay süren piyano eğitimim olmasına karşın, gençlik yıllarımda, birkaç aylık bir çalışma sayesinde Chopin ve Rachmaninoff'dan zor sayılabilecek bazı parçaları çalabiliyordum.

Yine de, kendimde rastladığım bu parça parça anıların geçmiş yaşamlarıma ait kırıntılar olduğuna beni asıl ikna eden şey, hatırladığım yer isimlerinin kesinliği, tarihi gerçekler ya da gizemli bilgi parçacıkları değil; süregelen bu hatırlayışlarıma baktığımda, bugünkü kişiliğimi ortaya çıkaran pek çok öğe ile karşılaşıyor olmamdır. Kendimi, yarım yamalak da olsa, yaptığım yanlışları, olumlu yönlerimi, alışkanlıklarımı, inanç sistemlerimi, güçlü ve zayıf yönlerimi çıkış noktalarıyla bana gösteren, çağlar öncesinden gelen bir hikayenin içinde buluyorum. Hepimiz geçmişimize baktığımızda, kişiliklerimizin çocukluk yıllarımızdaki olaylar tarafından yontulduğunu nasıl görüyorsak, ben de geçmiş yaşamlarıma baktığımda, kendimde buna benzer bir gelişim süreciyle karşılaşıyorum.
Bu noktada, ne firavun, ne bir papa ve ne de vaktiyle ünlü tarihsel bir kişilik olduğumu bana belirtebilecek herhangi bir anı ya da masalsı hikayeyle karşılaşmadığımı söylemeliyim. Tam tersine, hatırlayabildiğim geçmiş yaşamlarımın çoğu, nispeten bir ayrıcalığı veya kişilik yönünden büyük bir cazibesi olmayan anılardan ibarettir. Yine de, kitapta sırası geldikçe, daha önemli noktalara temas eden ve diğer araştırmacıların bulgu ve keşifleriyle birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olan, farklı birtakım kişisel deneyimlerime yer vermeden edemedim.

Geçmiş yaşamlar ve tekrardoğuş olayı hakkında kendi deneyimlerimle ilgili böyle bir kitap yazmamın altında, bu olaya insan toplulukları tarafından gösterilen ilginin değiştiği gerçeği yatıyor. Bu yöndeki ilk girişimim, 1982'de, vampirler üzerine yazdığım bir romanımın (The Delicate Dependency) yayınlanmasından hemen sonra belirdi. Beni bu konuya çeken şey, vampirlerin bence en ilginç olan, ama o ana dek karşılaştığım vampir hikayelerinin hiçbirisinde yeterince işlenmediği için bende hayal kırıklığı yaratan bir özellikleriydi: Ölümsüzlükleri. Kan emerek beslenmeye olan düşkünlüklerini bir yana bırakırsak, yüzlerce yıllık ömre sahipmişçesine portre edilmeleri, vampirleri benim gözümde diğer insan varlıklarından farklı kılmaya yetmiyordu. Zira bu yöndeki düşüncelerim, bana gerçekten yüzlerce yıl yaşayan birisinin psişesinin, algılarının ve düşünme süreçlerinin, alışkın olduğumuzdan köklü bir biçimde farklı olması gerektiğini söylüyordu. Böyle inanıyordum, çünki daha önce yaşadığım yönünde sahip olduğum bölük pörçük anılarımın bile beni ne kadar etkilediğinin açıkça farkındayım.

Romanımın yayınlanmasının ardından, yaklaşık kırk kişilik bir grup önünde bir konuşma yapmak üzere bir teklif aldım. Sohbetin bir yerinde, orada bulunanlardan birisi, cevapsız bırakmamın mümkün olmadığı şu soruyu sordu: "Sizi vampirler hakkında bir roman yazmaya esinlendiren şey nedir?" Kendimi zor tutabildim, çünki her ne kadar beni esinlendiren şeyler doğrudan doğruya tekrardoğuş olayı ve geçmiş yaşamlarıma yönelik anılarım idiyse de; bu gizli kapaklı konuyu açıkça kabul etmekle, bir parça garip karşılanmaktan korktuğum için bunlardan romanımda bahsetmemiştim.

Derin bir nefes aldım ve cevaplamaya koyuldum. Bir anda salona bir sessizlik çöktü. Biraz çekinerek, orada bulunanlara, daha önce yaşamış olduğumu hissettiğimi açıkladım. Sonra dinleyicilere dönüp aralarında bu şekilde hisseden birisi olup olmadığını sordum. Bir iki anlık bir duraksamadan sonra, sürpriz bir şekilde neredeyse bütün eller havaya kalktı; salonda bulunanlar birbiri ardı sıra, kendilerinin de geçmiş yaşamlarından çıkıp gelen anılar olduğunu düşündükleri, hatırlayışları olduğunu açıkladılar. Orta yaşlı bir ilkokul öğretmeni, bir çiftlik evinin verandasında dikilip, boylu boyunca uzanan tarlalara derin derin baktığını hayal mayal hatırladığını söyledi. Genç bir emlak komisyoncusu, içinde daima II. Dünya Savaşı sırasında bir asker olduğu yolunda bir his taşıdığını itiraf etti. Beni hepsinden çok etkileyen şey ise, birbiri ardı sıra herkesin, daha önce kimseye açmadıkları duygu ve düşüncelerini açıklamak üzere kendilerine tanınan bu fırsatı değerlendirmek istemeleriydi. Öyle sanıyorum ki, o gün orada, istemeden çok büyük bir barajın önündeki engeli açtım.

Beni tekrardoğuş üzerine bir kitap yazmaya iten bir başka sebep de, hayatımı, hem geçmiş yaşamlar hem de evrenin ruhsal işleyişi hakkındaki farklı anlayış yollarını inceleyerek geçirmiş olmamdır. Bu araştırma, okuduğum sayısız kitaplar, bilimsel ve mistik sahalarda bu konu üzerine eğilmiş diğer kişilerle yaptığım pek çok konuşmalar ve nihayet kendi gözlemlerim ve deneyimlerim çerçevesinde gerçekleşti. Romanlarımdan başka, mistik konuları öyküsel olmayan bir tarzda ele aldığım "Mistisizm ve Yeni Fizik" (Mysticism and the New Physics) ve Kuantumun Ötesi (Beyond the Quantum) başlıklı kitaplarım bu çalışmalarımın bir derlemesi niteliğindedir. Çalışmalarım boyunca pek çok geçmiş yaşam terapistiyle konuştum ve her adımda geçmiş yaşamların gerçekliğini destekleyici yeni kanıtlar elde ettim.

Tekrardoğuşun gerçekliğine ilişkin en ikna edici kanıtlardan bazıları, psikolog Dr. Helen Wambach tarafından ortaya konulmuştur. Dr. Helen Wambach, geçmiş yaşam olayları üzerine yaptığı yirmi dokuz yıllık incelemeleri süresince elde ettiği ikna edici kanıtları "Geçmişi Yeniden Yaşadılar" (Reliving Past Lives) ve "Doğmadan Önceki Hayatımız" (Life Before Life) adlı kitaplarında açıklıyor. (Bu iki kitap ülkemizde Ruh ve Madde Yayınları tarafından yayınlanmıştır.)

Dr. Wambach'ın en sık kullandığı metotlardan bir tanesi, bir grup yetişkin katılımcıyı ipnotize ederek, geçmiş yaşamları hakkında belirli birtakım sorular sormaktı. Bu şekilde yüzlerce grup seansından sonra elde ettiği verileri toparlıyor, istatistik yönden değerlendiriyor böylece aldığı cevapların tarihi gerçeklere uygunluğunu ve açığa çıkan geçmiş yaşam anılarının şuursuz fantezilere olan yakınlığını gözden geçiriyordu.

Örneğin seanslara katılan yetişkinlerden, M.S. 25 yıllarında nerede olduklarını hatırlamalarını istiyordu. Ona göre, böyle bir durumda, eğer verilen cevaplar sadece fanteziden ibaretse, birçok Amerikalı yetişkin, böyle bir zaman dilimini Orta Doğu veya Roma ile bağdaştıracaktı. Aynı nedenle birçok Amerikalı'nın 1700 yıllarını Amerika kıtasının ilk zamanları ve göç dönemleriyle, 1860 yıllarınıysa iç savaşla bağdaştıracaklarını düşünüyordu.

Fakat sürpriz bu ya, M.S. 25 yılıyla ilgili yaptığı 1050 regresyon seansının istatistik değerlendirmesinde aldığı cevapların birçoğu, Türkiye, Pakistan veya Ganj Nehri yakınlarında yaşadıkları şeklindeydi.1 1700 yılları hakkında yüzde 63'lük bir kesim Avrupa'nın Akdeniz kıyılarından veya Kuzey Avrupa'dan2; 1860 yılları civarında ise, yarısı ABD'nin değişik bölgelerinde yaşadıklarını ifade etmelerine karşın, içlerinden sadece üç tanesi iç savaştan söz etmişti.3

Wambach'ın süjelerine sorduğu tek soru, coğrafi dağılım hakkında değildi.Yapılan araştırmalar ABD vatandaşlarının çoğunun erkek olarak yaşamış olmayı tercih ettiklerini gösteriyordu. Halbuki tarihin herhangi bir kesitinde kadın erkek dağılımının yaklaşık yarı yarıya olması biyolojik bir gerçektir. Dr. Wambach, elindeki bilginin bir fanteziden ibaret olması durumunda, geçmiş yaşamlara ilişkin araştırmalarda erkek olarak yaşandığı iddia edilen anıların, kadın olarak yaşandığı iddia edilenlerden daha fazla olması gerektiğini düşünmüştü. Fakat Dr. Wambach, "Şu andaki cinsiyetleri göz önüne alınmaksızın, geçmiş yaşamlarına yolculuk yapan süjelerimin hatırladıkları yaşamlar, net bir şekilde yüzde 50.3 erkek ve yüzde 49.7 kadın olarak dağılıyor." demektedir.4
Tekrardoğuşa karşı yöneltilen eleştirilerden bir tanesi, kişilerin birçoğunun geçmiş yaşamlarını bir lider veya tarihi bir kişilik olarak hatırladıklarını iddia ettikleri yolundadır.

Oysa Dr. Wambach'ın bulguları, geçmiş yaşam olaylarının bu yüzünü de açıkça ortaya koymaktadır. Fantastik bir görkem içinde yaşanmış üstünlük taslayıcı anılar bulmak şöyle dursun, süjelerin birçoğu, köy yaşamı gibi oldukça alçakgönüllü yaşamlar hatırlamışlardır. Süjelerin hatırladıkları geçmiş yaşamların yüzde doksanından çoğu ilkel yiyecek toplayıcıları, konar göçer avcılar veya toprak işçileriyle ilgili olmuş; ancak yüzde onundan daha az bir kısmı aristokratik bir geçmiş yaşam hatırlamışlardır.5

Özetleyecek olursak; Dr. Wambach bu konudaki araştırmalarını derinleştirdikçe, yaşandığı iddia edilen geçmiş yaşamların fanteziden ibaret olmadığı yolundaki kanıtlarının arttığını belirtmektedir. Hatırlanan yaşamlarla ilgili koşullar da tarih sürecini çok yakından takip etmekte. Dr. Wambach'ın belirttiğine göre, ayağa giyilen ayakkabıların cinsinden, tüketilen gıdalara ve yaşanıldığı iddia edilen bölgelerdeki nüfus yoğunluğuna kadar birçok ayrıntı birbiriyle uyuşmakla kalmıyor; şimdiki hayatlarında apayrı kültürel temellere sahip topluluklardan elde edilen geçmişe yönelik istatistik bulgular da büyük bir tutarlılık gösteriyor.

Dr. Wambach'ın sunduğu kanıtlar gerçekten inandırıcıdır. Ancak geçmiş yaşam olayları üzerinde sürdürülen araştırmalar çerçevesinde, beni tarihsel doğrulamalardan ziyade, geçmiş yaşam bilgilerinin pratik uygulamaları ilgilendiriyor. Geride bıraktığımız son birkaç on yıl boyunca, gittikçe artan sayıda psikolog ve psikoterapist, hastalıklarımızın önemli bir bölümünün regresyon yoluyla tedavi edilebileceğini fark etmiştir.

   

<< GERİ

 
   
Tel.: (0232) 421 44 49 - Faks: (0232) 422 72 12 - E-mail: info@egemeta.com
Produced by Ege Meta Yayınları