<< GERİ

 

GELECEĞE AİT KİTLE RÜYALARI

 

Bu kitap hakkında ayrıntılı bilgi almak için tıklayın...

 

Sunuş

 

Giriş

 1

 Zeminin Çöktüğü Gün

 2

 Geçmiş Hayata Dönüşten Geleceğe Gidiş

 3

 Geleceğin Araştırılması Eski Bir Gelenek

 4

 Bugünden Geleceğe Kanallaşma "Daimı Bilgelik" Ve Edgar Cayce

 5

 M.S. 2100 - 2200'e Ait Kitle RüyalarI

 

 

BÖLÜM I: UZAYDA HAYAT ve TOMURCUKLANAN YENİ ÇAĞ

 6

 M.S. 2100 - 2200'e Ait Kitle Rüyaları

 

 

BÖLÜM II: YÜKSEK TEKNOLOJİ ŞEHİRLERİ ve HAYATTA KALAN İLKEL İNSANLAR

 7

 M.S. 2300 Ve Daha İleriye Ait Kitle Rüyaları

 

 

BÖLÜM I: DIŞ UZAYA AÇILAN DÜNYA

 8

 M.S. 2300'e Ve Daha İleriye Ait Kitle Rüyaları

 

 

BÖLÜM II: DÜNYA OPERASYONU

 9

 "Gelecek" Halen Geçmiş Midir? "Yeni Çağ" Fiziği Ve Holografik Evren

 10

 Uzay Gemisi Dünya: Ufo'lar, "Yıldız İnsanları", "Aramıza Karışanlar" Ve Gelecek

 11

 "O'nun Huzurunda"

 
GİRİŞ  

Dr. Helen Wambach ile ilk defa 1983 yılı başlarında Berkeley, California'da tanıştım. O sıralarda geleceği önceden anlatacak bir kitap yazmak herhalde aklımdan geçen en son düşünceydi. Yakındaki Napa Vadisi'nde oturuyor, Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri'nin bir sivil çalışanı olarak arşiv tutuyor ve askeri tarih yazıyordum. Önceki bir işimle ilgili bir rahatsızlığımdan arta kalan garip ve yinelenen sırt ağrıları dahil bir olaylar dizisi, o zamana kadar "normal" giden hayatımda açıklanması mümkün olmayan psişik fenomenlerin ortaya çıkışı ve yazma yeteneğimde işimdeki performansımı düşüren ısrarlı bir kesinti hali, bunların hepsi beni Dr. Wambach'dan profesyonel yardım isteme durumuna getirdi. Mevcut problemlerin sebeplerinin daha önceki hayat deneyimlerinden, onun ifadesiyle "geçmiş hayatlar"dan getirdiğimiz olaylar ve tavırlarda bulunmasında hastalarına ne kadar yardımcı olduğunu, kısacası başarılarını duymuştum. Bana neler olduğunu öğrenmeme yardım edeceğini umuyordum, böylece kişisel sorunlarımı halledebilecektim.

Dr. Wambach ile birlikte çalıştığımız birkaç geçmiş hayata dönüş seansında gözle görülür bir iyileşme kaydetmiştim ve çok memnundum. Dahası, ilk karşılaşmamızdan itibaren aramızda son derece yakın ve sıcak bir kişisel ilişki kurulmuştu. İlk başta, konuşmalarımız doğal olarak çektiğim sıkıntıları ve beni geçmişime götüren ipnoz seanslarından edindiğimiz bilgileri konu alıyordu. Kolayca gevşeyebilen ve şuurlu zihnin kontrolünden kurtulan, bu şekilde gizli hatıraların çabucak ve kolaylıkla yüzeye çıkmasına imkan tanıyan çok iyi bir süje olduğum anlaşılmıştı.

Bunlara ilave olarak, Helen Wambach'ın tavsiyesiyle, benim ilk defa geçmiş hayata dönüşümden başlayarak, deneyimlediğim şeylerin bir özetini yazmayı ve bir sonraki buluşmamızda yanımda getirmeyi bir alışkanlık edinmiştim. Bu sadece olayları daha canlı hatırlamama yardım etmekle kalmıyor, aynı zamanda o sıralarda bana sıkıntı veren yazı yazma yeteneğimdeki kesinti hali için mükemmel bir tedavi yerine geçiyordu. Haftalık buluşmalarımızı dört gözle bekler olmuştum.

Birbirimizi daha iyi tanıyınca, Helen gelecek hakkındaki araştırmasını bana açarak fikrimi almaya başladı. Benim iyi bir süje olduğumu düşünüyordu ve haftalık yazılı raporlarımdan etkilenmiş olacak ki, zaman içinde "ileriye" doğru kişisel bir yolculuk yapmaya gönüllü olup olmadığımı sordu. Böyle bir cüretin neler getireceğini onunla bir zaman tartıştıktan sonra razı oldum. İkimiz de anlamlı kişisel tarihlerin genellikle zihnin bütün seviyelerinde daha iyi ayırt edileceği konusunda aynı fikirde olduğumuzdan dolayı bu seans için 1983 Temmuz'unda doğum günümün rastladığı haftayı seçtik. Yaklaşık on beş yıl ileriye gitmeye karar verdik. Bu zaman hayatımdaki önemli değişiklikleri fark etmeme yetecekti. Henüz otuz sekiz yaşına yeni girdiğimden halen yaşadığım bedenli hayatı aşması ihtimali azdı. İlk kişisel "geleceğe gidiş"in hikayesi bu kitabın 1. Bölümünde anlattıklarımı oluşturmuştur.

Tanışmamızdan bir zaman önce Helen Wambach önemli bir karar almıştı. Kendisinin daha önceki yıllara ait, ipnoz vasıtasıyla geçmiş hayat ve doğum öncesini hatırlama araştırmaları vardı. Şimdi çağdaş Amerikalıların gelecekteki potansiyel hayatlarına nasıl baktıklarını inceleyerek o araştırmalarını tamamlamayı düşünüyordu. Kendi sahasında öncü sayılan geçmiş hayat ve doğum öncesi araştırmaları şu iki kitabında yayınlanmıştı: "Geçmişi Yeniden Yaşadılar" ve "Doğmadan Önceki Hayatımız". Bu kitapların her birinde yedi yüz süjenin anlattıkları birbiriyle karşılaştırılıyordu. Bu süjeler, grup çalışmaları sırasında hafif bir "uyanık trans" (waking trance) haline sokulmuşlar ve bunu takiben eski hayatlarına ait ayrıntıları ve şimdiki bedenlerine ve kişiliklerine doğmadan önceki zamana ait (prenatal) olayları hatırlayarak anlatmışlardı.

Dr. Wambach grup çalışmalarında çoğu insanın geçmişini hatırlamasını başarıyla gerçekleştirmiş olmaktan memnunluk duyarak, aynı çalışmanın geleceğe uygulandığında nasıl bir işlerlik kazanacağını merak ediyordu. Böylece yeniden benzer seminer çalışmalarına girişti. Çalışmalara katılanlara 1980 yılından olması mümkün gelecek hayatlarına bakma fırsatı sunuyordu. Eski dostu Bn. Beverly Lundell ile lisanslı psikolog danışman ve Wyoming Üniversitesi'nde profesör olan Dr. R. Leo Sprinkle, ona yardıma istekliydiler. Kendileri de bazı benzer gelecek hayat seminerleri hazırladılar. Bu çalışmalara katılanlar onun metotları kullanılarak, zaman içinde M.S. 2100 - 2200 ve M.S. 2300 - 2500 yılları arasındaki dönemlere rastlayan potansiyel gelecek hayatlarına zihinsel olarak "ilerliyorlardı."

Helen Wambach kendisiyle tanıştığım 1983 yılında, bu seminer çalışmalarından elde edilen yazılı verileri toplamaktaydı. Dostluğumuz ilerledikçe bu araştırmaya giderek daha çok ilgi duydum. Benim tedavi sonunda ortaya çıkan araştırma ve yazma becerilerimi takdirle karşıladığından ve sağlığının günden güne bozulması yüzünden, yürüttüğü bu araştırmanın, yani gelecek hayatlar projesinin tasnif edilip yazılması işinin tamamlanması için 1984 yılında benim gönüllü yardımımı sağladı. Artık ikimizin ortak girişimimiz olmuştu. Grup içinde "gelecek hayata gidişler"in sonuçları Bölüm 5-8 arasında açıklanmıştır.

Yaptığı çalışmalara daha yakından katılmam mümkün oldukça, Helen Wambach ile birlikte ipnoz yoluyla geleceğe gönderme işlemini ve buradan elde edilen verilerin nasıl yorumlanacağı hakkındaki fikirlerini saatlerce tartıştık. Bu konuya başlangıçta nasıl ilgi duyduğunu ve bulgularımızı yayınlamamızı niçin önemsediğini bana detaylarıyla anlattı. Bundan başka, birkaç seçilmiş gönüllünün birer birer yakın geleceği, yani şimdiki hayatlarında ileriye doğru gönderilmesini de konuştuk. Onların anlattıklarının benim tecrübeme ne kadar uyduğuna bakacaktık. Helen sezgileriyle bunların tutarlı olacağını hissediyordu. Bu konuşmalarımızın kayıtlarını ve Helen'in kişisel araştırmalarına konu olan seans notlarını bu özgün "zaman içinde yolculuk" metoduna bir zemin oluşturmak amacıyla kullandım. Bu materyali Bölüm 2'de bulacakınız.

Yine de, araştırma verilerini elde etmekte gösterdiğimiz ilerlemeye ve 1984 sonunda ön hazırlık tasniflerine başlamamıza rağmen, 1985'te iki olay bu belgelerin yazılarak baskıya hazır hale getirilmesini geciktirdi. Birincisi, Helen Wambach'ın sağlığı ikimizin de beklediğinden çok daha hızlı bir şekilde bozuluyordu. Kısa zamanda bedenen, ek verileri toplayıp bulgularımızın sonuçlarını yazamayacak bir hale gelmişti. İkincisi, geçmiş hayat tedavisine gösterdiğim ilgi ve işime karşı duyduğum tatminsizliğin devamı Hava Kuvvetleri'ne bağlı sivil hizmet işinden ayrılmama neden oldu. İpnozla tedavi sertifikası alarak regresyon tedavisi yapmak üzere özel bir iş kurdum.

Aynı zamanda kültürler arası geçmiş yaşamlarla ilgili bir araştırmayı da yürütüyordum. Bu iş için zamanımın bir kısmını yurt dışında, özellikle Paris'te geçirmem gerekiyordu. İlginçtir ki, daha 1983'te, benim kişisel geleceğe gidişlerimden biri sırasında Paris'e taşınacağımı önceden görmüştüm! Kısacası, Helen'in 1985 Ağustos'unda ani bir kalp krizi sebebiyle vakitsiz vefatını öğrendiğimde deniz aşırı bir yerdeydim. Geçmiş Hayatları Araştırma ve Tedavi Derneği'nin (the Association of Past Life Research and Therapy) yıllık konferasında onun anısına bir konuşma yaparak şükranlarımı sunmak üzere Amerika'ya döndüysem de, ortaklaşa geliştirdiğimiz gelecek hayatlar projesine hemen oracıkta devam etmeyi açıkçası göze alamadım. Böylece çalışma yaklaşık üç yıl "askıda kaldı."

Ancak benim gibi diğer geleceğe gönderilen süjelerin de gördüğü olayların, yani gidişatın büyük kısmının büyük bir açıklıkla gerçekleşmeye başlaması bu önemli araştırmanın dünyaya sunulma vaktinin geldiğini gösterdi. Dünya çapındaki deprem faaliyetlerinin son zamanlarda artmasıyla ve şimdiye kadar "güvenli" diye bilinen bölgelerin altında, derinlerde gizli fay hatlarının keşfedilmesiyle Bölüm 1'de canlandırılan senaryo artık birkaç yıl önce göründüğü kadar olasılık dışı değildir. Sadece "büyük California depremi"nin tarihi şüpheli olarak kalmıştır.

Bundan başka, global rüzgar ve hava hareketleri, 1980'lerin ortasında genelde tahmin edildiği gibi sakinleşeceğine daha da şiddetleniyor. Yeni bir buzul çağı tehdidi ile kutuplardaki buz başlıklarını eritebilecek ve yaygın su taşkınlarına sebep olabilecek o çok tartışılan "sera etkisi" arasında sallanan bir sarkaç gibiyiz. Halihazırdaki ekonomik ve politik gelişmeler de güven verici değil. Batı'nın tarihte kayda geçen (Ekim 1987) en büyük borsa senetleri düşmesini atlatmasına rağmen, dünya çapında bir para krizi ve uluslararası ticaret savaşı her zamankinden daha yakın görünüyor ve bu arada yeni kuraklıklar yiyecek fiyatlarını yukarı çekiyor. Son olarak, Dr. Helen Wambach on yıl önce gelecek hayat verilerini toplamaya başladığında fiilen bilinmemekte olan AİDS salgını, günümüzde gelecek nesiller için gerçek bir tehdit halinde görünüyor. Belki de bizim "gelecek hayatlar" verilerimizde görülen önümüzdeki 150 yılda dünya nüfusunda ortaya çıkacak anlamlı azalmada etken bir unsur olabilir.

Zamanımızda şahit olduğumuz bu faktörler, insanlığın en kutsal dini inançları ve kehanetlere dayalı tradisyonlar ile birleşiyor. Bu tradisyonların çoğu, insan türünün büyük bir devre sonu değişiminin eşiğinde olduğunda hemfikirdir. Büyük Piramit'in verdiği mesaja, astrolojiye, Mahşer hakkında İncil'de yer alan ikazlara veya medyom Edgar Cayce gibi çağdaş kahinlerin kanalından gelen ifadelere ister inanalım, ister inanmayalım, hepsinin olması yakın şiddetli bir değişimi açıkça bildirmesi, bugünün "Kıyamet ruhu"nun (Apocalyptic spirit) bir parçasını teşkil ediyor.

Bu bin yılın kaçınılmaz sonuna yaklaşırken bahsettiğimiz "Kıyamet ruhu"nun şiddet kazanacağı açıktır. M.S. 2000 yılı ancak bir on yıl ötede hayal gibi belirmişken bizim rasyonel şuurlu zihnimiz "kasvet ve kıyamet" (gloom and doom) tahminlerini batıl inanç yerine koyarak reddedebilirse de, birleşik insan kültürünün yedi bin yılı aşkın bir zamandan beri muhafaza edip beslediği Kıyamet imajları şuurlu zihin yüzeyi altında gizleniyor ve sadece belirsiz bir tarzda fark edip anladığımız bazı intibalarla bize tesir ediyor. Ünlü İsviçreli psikolog Carl Jung'un kullandığı terimle "kolektif şuurdışı"mızın (collective unconscious) bu arşetipleri bizim günlük kararlarımızı verirken kullandığımız parametreleri oluşturuyor. İlerisiyle olan bağlardan kendimizde tuttuğumuz imajların bazılarına ve bunların bireysel ve kolektif geleceğimiz üzerindeki potansiyel tesirlerine şimdi bir göz atma zamanı gelmiştir.

Yine de, Bölüm 10 ve 11'de açıklanacak nedenlerden dolayı, günümüzün kötü yönelimli ve geleceğin habercisi olan delillerine rağmen, insanlığın geleceği konusunda ben kişisel olarak iyimser kalıyorum. Ayrıca, gelecek bireysel olayların kesin zamanını bilmenin, önceden bilme (precognition), tahmin (prediction) ve kehanetlerin (prophecy) tümünün gerçekten en az güvenilir yanıdır diyen ilk kişi ben olmalıyım. Nihayet, insanın "hür irade"sinin gerçekliğine ve en azından geleceğin kişisel şartlarını değiştirme yeteneğimize inanan biri olarak şu an Dünya'da yaşayanların gezegenimizin kaderini şekillendirecek kolektif gücü ellerinde tuttuklarını hissediyorum.

Bununla beraber, bu seçim gücü, insanlar zekalarını kullanarak bilgilendikçe açığa çıkar. Bu nedenle hiçbir şekilde ne Dr. Wambach, ne de ben, geleceğe ait ön görüleri sunarken -ister kendim görmüş olayım, ister süjelerimiz tarafından görülmüş olsun- itiraz kabul etmez veya değiştirilemez olduğunu iddia etmiyoruz. Her şeye rağmen bunlar yine de yeryüzünde yaşayan insanlar olarak şuuraltı zihinlerimiz yoluyla yansıttığımız geleceğe ait "kitle rüyaları"nın bir parçasını oluşturuyor. Bu özellikleri ile de yarınlarda şuurlu olarak yaşayabileceğimiz olayların önemli habercileri olmayı hak ediyorlar.

 

   

<< GERİ

 
   
Tel.: (0232) 421 44 49 - Faks: (0232) 422 72 12 - E-mail: info@egemeta.com
Produced by Ege Meta Yayınları