|
Her birimiz farklı simalara, farklı kişilik
özelliklerine ve farklı boylara sahip olsak da hepimiz insanız.
Derimizi sıyırdığımızda rengimiz, milliyetimiz ne olursa olsun
hepimizin iç organları birbiriyle aynı. Hepimizin damarlarında
kırmızı renkli kan akıyor, hepimizin vücudunda aynı kimyasal
reaksiyonlar oluyor. Hepimiz aynı havayı soluyoruz, karnımız
acıkıyor, yoruluyoruz, uyuyoruz, uyanıyoruz.
Eğer herhangi bir engelimiz yoksa hepimiz
duyularımızla çevremizi algılıyoruz; duygular hissediyoruz;
kızıyoruz, üzülüyoruz, seviniyoruz, eğleniyoruz... Hepimiz
düşünüyoruz; her gün zihnimizden binlerce düşünce, imge, ses,
sözcük, hatıra vs. gelip geçiyor.
Ve belki de hepimiz zaman zaman bütün bu
görünümlerin ardında yatan ve bize “ben” dedirten duygunun peşinde,
bütün bunların ardındaki aslımızı merak ediyor ve onun zaman zaman
perdenin ardından bize göz kırptığını fark ediyoruz. Ancak o
genellikle zihnimizdeki bir yığın şeyin altında ezilip duruyor.
O bütün bunların altında ezilse de, hem kendi
dışımızdaki hem de kendi zihnimizdeki her şeyi fark etmeye,
algılamaya devam ediyor. Her role giriyor, her işi yapıyor, uyusak
da bayılsak da bedeni canlı tutuyor. Ta ki son nefesimizi verip tüm
bunlara elveda diyene kadar...
İşte bu bizim bilincimiz. Hepimiz bilinç sahibi
varlıklarız. Bizi insan yapan ve birbirimize bağlayan özellik bu.
Her ne kadar dünyayı farklı biçimlerde algılasak da, bir şekilde
algıladığımıza göre bizler bilinçliyiz.
Hepimiz yaşamımız sırasında en azından bir kez
olsun derin bir farkındalık halini, görünenlerin ve bilinenlerin
ötesinde bir bütünlük ve bilgelik halini deneyimlemişizdir. Şimdi
bir an için durun ve bu anları hatırlayın... Yüreğinizde
hissettiğiniz o sevgiyi, o mükemmel uyumu ve evrene mensup olma
hissini yakalayın... Ve çok derin uykular uyuduğunuz çocukluk
yıllarını, içinizde hissettiğiniz o neşe duygusunu...
Şimdi ne oldu? Ne oldu da bu duyguları
kaybettik? Ne oldu da kendimizi daha gergin, daha yorgun, daha
bezgin hissediyoruz? Neden görüntüler daha solgun, sesler daha
uyumsuz? Nedir bu gerginlik?
Buna stres adını vermişiz. Bir de “çağın
hastalığı” diye etiketlemişiz. Evet içinde yaşadığımız çağ gerçekten
de çok ilginç bir zaman. Çünkü bugüne kadar hiç yaşanmamış bazı
gelişmeleri yaşıyoruz. Ancak sahip olduğumuz bu imkanlar nedense
bizi mutlu etmeye yetmiyor. Herkes geçmiş zamanlara dönmeyi istiyor.
Şaşkınlık artıyor, huzursuzluk artıyor...
Bütün bunların yanı sıra diğer taraftan birçok
insan da kendi içlerine dönmenin, kendi zihinlerindeki potansiyeli
araştırmanın ve bu huzursuzluğu gidermenin yollarını arıyor.
İşte bu yüzden meditasyon, gevşeme ve iç
dünyayı geliştirmeye yönelik yöntemler giderek daha popüler hale
geliyor.
Geçmişe baktığımızda insanın içsel gelişimine
ve kendi içindeki potansiyeli tanıyıp ortaya çıkarabilmesine yönelik
olarak pek çok öğreti ve sistemlerin mevcut olduğunu ve bunların
gerek sözlü gerekse yazılı yollarla günümüze kadar ulaştığını
görüyoruz. Bu öğretilerde insanın gündelik bilinç halinden daha
farklı ve daha derin bilinç hallerini deneyimleyebilmesine yönelik
oldukça detaylı teknik ve prosedürler mevcuttur.
İnsanın kendi varlığını tanıyabilmesi, kendi
içindeki potansiyeli ve olanakları görebilmesi için dikkatini kendi
içine yöneltmesi gerekir. Ancak normal halde bu dikkati içe
yönelttiğinde göreceği, duyacağı ve hissedeceği şey genellikle
gündelik yaşamın duyular kanalıyla oluşturduğu izler ve kayıtlar
olacaktır. Halbuki her insanın içinde bütün bunların ötesinde çok
daha geniş bir potansiyel kullanılmayan bir durumda beklemektedir.
İşte bununla temas kurmak ve bunu daha fazla açığa çıkarmak için
dikkati içe yöneltmenin yanı sıra, zihni sakinleştirmek ve iç
gevezeliği susturmak gerekir.
Bunu yapabilmek için de gevşeme, meditasyon ve
benzeri yöntemlerden yararlanmak mümkündür.
Ayrıca gündelik yaşam ve iş yaşamı, değişen
koşullar nedeniyle hepimizin üzerinde büyük baskılar
oluşturmaktadır. Bütün bu koşullar içerisinde fazla yıpranmadan
yaşamı sürdürmek gerçekten bir maharet haline gelmiştir. Ve
gerçekten sakin ve huzurlu bir yaşam sürdürebilmek için artık hemen
hepimizin bazı yardımcı yöntemlere ihtiyacımız vardır.
İşte bu kitap hem kendi içindeki potansiyeli
keşfetmek ve ortaya çıkartmak isteyen, hem de yaşamını daha sakin,
daha huzurlu ve daha sağlıklı bir şekilde sürdürmek isteyenlere bu
işe nasıl başlayacaklarına dair yol göstermek için yazılmıştır.
Kitabı elimden geldiğince sade ve basit bir
dille hazırlamaya çalıştım. Bu kitap bilgiden çok uygulamaya yönelik
olarak düzenlenmiştir. Bu yüzden kitaptan yararlanabilmeniz
uygulamaları düzenli bir şekilde yapmanıza bağlı olacaktır. Bu
konuda benim yapabileceğim hiçbir şey yok. Ancak şunu söyleyebilirim
ki, sizlere naklettiğim uygulamalar dünyanın her yerinde birçok
insan tarafından uygulanmış ve yararı görülmüş uygulamalardır.
Gevşeme, meditasyon ve benzeri uygulamalardan
elde edilecek kısa vadeli yararlar düzenli uygulama sonucu elde
edilecek uzun vadeli yararların yanında çok küçük kalır. Ancak bu
yararların elde edilmesi uzun vadede düzenli uygulamaya bağlıdır.
Bugüne dek konuyla ilgili olarak düzenlediğim seminerlerden
edindiğim deneyimler sonucunda ülkemiz insanlarının düzenli
uygulamalar yapmakta zorlandığını gördüm. Bu elbette içinde
yaşadığımız kültürden kaynaklanan bir sorun. Bu yüzden uygulamaları
düzenli olarak yapmanızı diliyorum. Hepinizin bildiği gibi bir spor
dalında, bir meslekte veya bir sanat dalında ustalaşmak ya da bir
müzik aletini iyi bir şekilde çalabilmek yıllarca çalışmayı
gerektirir. Örneğin klasik batı müziği dalında, kemandan
dinlenebilir bir ses çıkartmak yaklaşık 5 yıl alır. Bu süre
içerisinde öğrenci sürekli çalışır ve sanki pek bir ilerleme
olmuyormuş gibidir. Ama çalışma sürdürüldüğünde bir süre sonra
oluşan bir birikim sonucu güzel bir ses elde etmeyi başarır. Buna
benzer örnekleri hayatın hemen her dalında görmek mümkündür. Bazı
becerilerin elde edilebilmesi ve bazı aşamaların geçilebilmesi uzun
yıllar boyu azimle ve sabırla çalışmayı gerektirir.
Aynı şey bu kitapta aktarılan uygulamalar için
de geçerlidir. Bu uygulamalar size çok anlamsız veya basitmiş gibi
gelebilir. Ancak bu noktada yanılmamak gerekir. Bu aynen bir kasın
çalıştırılması için yapılan egzersizlere benzer. Eğer kol
kaslarınızı geliştirmek isterseniz bir ağırlığı anlamsız bir şekilde
sürekli aynı hareketi yineleyerek kaldırmanız gerekir. İşte bu bir
egzersizdir. Buna benzer şekilde, bir enstrüman çalmayı öğrenirken,
bir spor dalını öğrenirken, bir yabancı dil öğrenirken ya da
herhangi bir dersi öğrenirken yapılabilecek egzersizler vardır.
Egzersiz, öğrenilecek bütünün belli bir parçası üzerine odaklanan
yinelemeye dayalı bir çalışmadır. Bu yinelemeler yoluyla küçük
parçalar tek tek öğrenilir ve sonunda bunlar bir araya gelerek daha
kapsamlı bir becerinin elde edilmesini ve bir işin başarılmasını
sağlarlar. Ancak tek başına ele alındıklarında çok anlamsız ve
sıkıcı gibi görünürler. Örneğin bir müzik egzersizi dört - beş
notanın sürekli yinelenmesinden oluşur. Bunun amacı o çalgıdaki bazı
zor pozisyonların tek tek oturtulması ve beyne öğretilmesidir. Ancak
bu hem müzik öğrencisi için hem de bunu dinleyen komşular için
oldukça sıkıcı olabilir. Ve komşular öğrenciyi okula giderken
gördüklerinde “Yavrum niye hep sürekli aynı şeyi çalıp duruyorsun?
Biraz başka şeyler de çalsana.” diye sorarlar.
İşte aynen buna benzer şekilde gevşeme,
meditasyon, konsantrasyon ve imgeleme uygulamaları da birer
egzersizdir. Fizik egzersizler beden sağlığı için ne kadar
önemliyse, bu tip egzersizler de zihin sağlığı için çok önemlidir.
Üstelik uygulanması hiç de sıkıcı olmadığı gibi çok zevkli olabilir.
Bunun yararlı sonuçlarını kısa zamanda görmek istiyorsanız belli bir
egzersizi lütfen üç hafta aralıksız uygulayın ve sonucu kendi
gözlerinizle görüp yaşayın.
Kitabın birinci bölümünde stres ve stresin
zararlı etkilerini kısaca özetledim. Bu bölümde stres düzeyinizi
ölçebilmenize yardımcı olacak standart bir test de bulacaksınız.
İkinci bölümde gündelik yaşamda gerginliğe
sebep olan faktörleri ve bunlara ait farkındalığın nasıl
geliştirilebileceğine dair çeşitli ipuçlarının yanı sıra birkaç
egzersizimiz de olacak. Bu bölüm tamamen kendi deneyimlerime ve bu
konuyla ilgili düzenlediğim seminerlerdeki gözlemlerime dayanarak
hazırlanmıştır.
Üçüncü bölümde gevşeme, zihinsel kontrol ve
sağlık bakımından oldukça önemli bir konu olan solunum ve çeşitli
solunum egzersizlerine yer verdim.
Dördüncü bölüm gevşeme uygulamasının yararları,
gevşemeye hazırlık, gevşeme için gerekli şartların sağlanması gibi
konuları ele alıyor ve alfa ritminin yakalanması için bir egzersizle
son buluyor.
Beşinci bölüm kitabın ana omurgasını
oluşturuyor. Burada sizlere dünyanın her yerinde bu işin
uzmanlarınca yaygın olarak kullanılan üç temel gevşeme uygulamasını
sundum.
Altıncı bölüm konsantrasyon ve zihinsel kontrol
konularını ele alıyor. Bu bölümde konsantrasyon bozukluğunun temel
nedenleriyle birlikte konsantrasyonu artırmak için çeşitli
egzersizler de bulabilirsiniz.
Yedinci bölüm meditasyon konusuna ayrılmıştır.
Bu konu aslında oldukça geniş. Bu bölümde özellikle yeni
başlayanların kolayca uygulayabileceği temel meditasyon uygulamaları
yer almaktadır.
Sekizinci ve son bölümde ise imgelemenin önemi,
kullanıldığı alanlar ve birkaç imgeleme egzersizi bulacaksınız.
Kitaptan iyi bir şekilde yararlanmak
istiyorsanız, öncelikle baştan sona dikkatlice okuyun. Daha sonra
uygulama bölümlerinin her birini birkaç kez okuyup sırasıyla
uygulayın. Sonradan tekrar belli bölümlere dönüp bazı uygulamaları
tekrar edebilirsiniz. Uygulamalarda ustalaşıncaya kadar, bir
arkadaşınıza okutabilir veya uygulamalarla ilgili talimatları bir
kayıt cihazıyla kaydedip dinleyerek uygulayabilirsiniz.
Kitabın tüm okurlara yararlı olmasını, iç
dünyalarını zenginleştirmesini ve kapsadığı konularla ilgili daha
geniş çalışmalara vesile olmasını diliyorum.
Kitabı baştan sona okuyarak bazı eksiklikleri
gidermeme yardımcı olan, yayıncım ve değerli arkadaşım Engin Emir’e
çok teşekkür ederim.
En iyi dileklerimle...
M. Reşat Güner
|