<< GERİ

 
 

HERMES

 

Bu kitap hakkında ayrıntılı bilgi almak için tıklayın...

 

Önsöz

I.

Hermetik Şiirler

II.

Hermetik Metinler

III.

Hermetik Felsefe

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÖNSÖZ  

Hermes Çevirileri Üzerine

Tarihin birçok farklı döneminde, çeşitli kültürel ortamlarda, Hermes Trismegistus, Toth, Enoch, İdris adları ile anılan Hermes’e atfedilen metinler bulunmaktadır.

Hermes’in orijinal yazılarının eski Mısır dilinde yazıldığı söylenmektedir. Kendisi her çevirinin büyük bir kayıp olduğunu belirterek, Mısır dilinde kelimeyi oluşturan seslerin söylenen anlamla ilişkili tesirler yaratabileceğini söylemiş ve özellikle Grekçe’ye çevirmenin kendi sözlerini anlaşılmaz hale getireceğini belirtmiştir. Hermes’in bu uyarısına rağmen günümüze ulaşan metinlerin hepsi çeviridir.

Hermes’in kim olduğu, ne yaptığı hakkında birçok farklı söz söylenmişse de onun içsel aydınlanma yolundaki birçok kişi tarafından rehber alındığı ve uygarlığın yaratılmasında yine rehber olarak kabul edildiği yadsınamaz bir gerçekliktir. Kişilere hem içsel bir hareketlilik sağlaması hem de madde dünyasının organizasyonunu vurgulaması sebebiyle bu metinler insan varlığının bütünsel gelişimini hedeflemektedir.

Hermes’in sözleri farklı iddiaları olan çeşitli gruplar tarafından farklı ifade edilse bile bizce asıl anlamını, kişinin içsel varlığına ve insanların oluşturduğu toplumsal bütüne verdiği hız ve hareketlilikte bulacaktır. Hermes’in metinleri “aşağıdaki yukardakine benzer” prensibi ışığında hem varlığın içsel doğasına hem de insanların oluşturduğu bütünsel yapıya uygundur. Metinler kişi ve toplumlara ruhsal tekamül fırsatları sunacak bilgiler içermektedir.

Hermes Niçin Önemlidir?

İnsanlık tarihi yüce amaçlara doğru kendisine hız vermiş bilge kişiler ve inisiyelerle doludur. Bunların arasında Hermes, en çok atıf yapılanlardandır. Hermes farklı metinlerde Toth, Tehenti, İdris, Enoch gibi farklı isimlerle anılmıştır. Tüm bu farklı isimlere ait metinlerin her birisinin ardında aynı üslubu görebiliriz ki bu metinlerin hepsi Hermetik üsluptadır.

Yahudi gizemciliğinde Enoch adında gizemli bir peygamber olarak zikredilen, Kuran-ı Kerim’de İdris olarak anılan, Bahai metinlerinde Hermesi elvah olarak belirtilen, kadim Mısır bilgilerinde Toth diye bahsedilen, eski Yunanda Hermes Trismegistus olarak belirtilen kişinin Hermes olduğu yaygın olarak kabul edilir.

Sözü edilen isimler bulundukları toplumu ve buna bağlı olarak gelişen düşünsel ortamı doğrudan etkilemişlerdir. Bu anlamda birçok toplum için Hermes, başlangıç sözlerini söyleyen kişi olarak kabul edilmiştir. Nitekim Hermes’e atfedilen metinler de bilinen en eski ezoterik metinlerdendir. Eski metinler olması tarihsel olarak metinlerin etki sahasını kuvvetlendirmektedir.

Hermes’e atfedilen yazılar günümüze kurumsal dinsel yapılar aracılığı ile değil de daha çok ezoterizme ve içsel gelişmeye önem veren kişi ve gruplar aracılığı ile gelmiştir. Bu anlamda dinlerin Batıni tarafları sayesinde tarihin her döneminde varlığını sürdürmüştür.

Tarihsel olarak Hermes’e yönelik yapılan yorumlarda şu tip ortak noktalar tespit etmek mümkündür. Hermes bir Mısırlıdır. Ve Mısır uygarlığının baş mimarıdır. Bu Mısır uygarlığının kuruluşu Büyük tufandan önce başlamış ve tufandan sonra Mısır uygarlığı açıkça ortaya çıkmıştır. Hermes’in yaşadığı dönemin tufan öncesi ve sonrası dönem olduğu hakkında anlaşmazlıklar olsa da onun Mısır uygarlığının kurucusu ve temel öğretilerin oluşmasında katkı sağlayıcı olduğu konusunda genel bir kanı vardır. Hermes bu anlamıyla insanlığın gelişkin mirasını yeni bir ortamda yeşerten insanlığın ruhsal babasıdır. Bu babalık nosyonu gelecek nesilleri temsil eden Tat figüründe Hermes’in metinleri aracılığı ile sunulmuştur.

Hermetizm, Hermes’e atfedilen yazıların gösterdiği bütünsel bir anlayışın ismidir. Hermetik düşünce sadece Mısır ve Mısır dinini değil bütün insanlığı etkilemiştir. Yeni platonculuk, rönesans, reform hareketleri ve İslam’daki mistisizm düşüncesinin temelleri Hermetik metinlere dayanır. Kabalist anlayış, simya geleneği, hristiyan gnostizmi, pagan rahiplerin mistizmi Hermetik geleneğe bağlıdır. Hermetik düşüncenin Essenilerle de ilişkisi olduğunu belirtenler vardır. İslam anlatılarında ilk göğe çekilen peygamber olarak İdris kabul edilir. Göğe çekilmek göksel olanla bütünleşmek ve fiziki olarak da orada ve yerde var olmak anlamındadır. Hermetik anlayış İslam içinde Rafizilik, Mutezile, İsmaililik olarak kendini açıkça sunmuştur. İlmi nücun (astroloji), ilmi simya ve İhvan-ı safa risalelerinin çoğunluğu hermetik metinlerle doludur. Bunlar arasında Ebu Bekr Muhammet İbn Zekeriyya El Razi (simyacıdır) ve bir Karmarti olan Abdullah İbn Meymun cesaretle Hermes’in ismini zikredebilenlerdendir.

Üç kere yüce Hermes olarak Grek’lerin ortaya koyduğu Hermes aslında yerin, göğün ve geçişin simgesi olarak başlangıç ve sonun kendisi olduğunu gösterir. Yeni çağ mistiklerinin bazılarına göre de Hermes Baba olandır. Ve baba olanın yeryüzündeki tezahürüdür.

Hermes üzerine tarih boyunca çok şey yazılmış ve konuşulmuştur. Rönesansın başlamasında Hermetik düşünceler etkin bir rol oynamasına karşın aydınlanma dönemi sonrası gelişen sanayi toplumunda Hermetik metinler safsata yığını olarak görülmüştür. Fakat günümüzde sadece maddesel yönünü geliştiren modern uygarlık, ruhsallığı ihmal etmiş ve iki kanadı olan insanlık kuşunun maddi kanadını geliştirirken ruhsal kanadını cılız bırakmıştır. Hermetik metinler maddesel ve ruhsal dengeler bütünü olması sebebiyle çağımız insanının es geçtiği bazı değerleri düşünmesine ve bazı değerlerindeki abartılardan kurtulmasına yardımcı olmaktadır. Çünkü Hermetik metinler ruhsal olana yaptığı vurgu kadar maddi olanın yetiştirilmesine de önemli vurgular yapmıştır. Bu anlamda insanlığın maddi ve ruhsal yönlerine bir bütün olarak tesir etme ve ona rehberlik yapma imkanına sahiptir.

Hermetika ve Hermes yeni çağ ile birlikte yeni uyanışlara ve insanlığın ürettiği ve muhatap olduğu maddi ve ruhsal bilgilerin sentezine çok önemli katkılar sağlamaktadır.

Hermetik Metinlerin Tarihi

Hermetika günümüze kadar birçok farklı çevirisi ile karşımıza gelmiştir. Hermes kendi yazdığı dilden yapılacak çevirilerin gizemli bağının koparılacağını ve sözünün etkisinin azalacağını vurgulamıştır. Buna rağmen Hermes’in metinleri farklı kültürler ve ortamlarda çevirilerek insanlara içsel dönüşüm yolunda bir rehber olmuştur.

Konuyla ilgili çeşitli araştırmacıların iddialarına göre, Hermetika aslında kadim kutsal yazı ile yazılmıştır daha sonra eski Mısır dili ile kaynaşma olmuş ve Mısır diline dönüşmüştür. Fakat bu metinler M.S. 3. yüzyılda İmparator Theodosrus’un himayesindeki zamanın İskenderiye Patriği Theophilus’un fermanı ile Mısırca yazılan her eserin ortadan kaldırılması ve Mısırca konuşanların öldürülmesiyle ortadan kalkmıştır. Bu baskı döneminden kaçan mistikler kadim yazı formu ve Mısırca yerine Grek alfabesini kullanarak birçok teoloji kitabının yazıldığı Kopt dilini kullanmışlardır. Bu dil 17. yüzyıla kadar yani bu dili bilen rahipler yaşadığı süre içinde var olmuştur. Günümüzde metinler eski Mısırca değil, Grekçe, Latince, Arapça ve Kopt dilindedir. Hermetik felsefe, Mısır uygarlığının içine sinmiş bir şekilde yaşarken örgütlü bir dine dönüşen Güneş Tanrı dini, Hermetik düşüncenin rahipler arasında bir sır olarak yaşamasına sebep olmuştur. Bu anlayış piramitlerin birer inisiyasyon merkezi olarak çalışması ve bu inisiyasyonlardan yararlanan birçok mistiğin yetişmesine olanak sağlamıştır. Bunların arasında Fisagor, Eflatun ve Hz. Musa sayılabilir.

Hermetika günümüze Grekçe’ye çevrilmesi sayesinde ulaşmıştır. M.Ö. 3. yüzyılda birçok astroloji metni Grekçe’ye çevrilmiştir. Bu zamanda Toth’un yazıları da Grekçe’de dolaşmaya başlamıştır. Hermes Trismegistus’a atfedilen eserler Grekçe’de hem bir kadim bilgiler ansiklopedisi hem de simya, astroloji, tıp, botanik gibi pratik amaçlara yönelik bilgi kaynağı olarak kullanılmıştır. Hermes’in metinleri felsefi ve teknik olarak ikiye ayrılabilir. Felsefi kısmı, içsel dünya ve Tanrısallık hakkında bilgilerin işlendiği; Corpus Hermeticum, Stobaeus Fragmanları, Viyana ve Nag Hammadi papirüsleri ve Logos Teleios isimleri ile bilinen ortak metinlerdir. Diğer metinler ise astroloji, simya, anatomi, tıp, botanik, ile ilgili bilgileri içerir.

Grekçe’ye oradan da Latince’ye çevrilen eserler 7. yüzyıldan itibaren Arapça’ya da çevrilerek İslam dünyasında önemli bir yer tutmaya başladı. İslam dünyasında Hermes, İdris peygamberle ve mistik Enoch’la özdeşleştirildi. Grekçe’den Arapça’ya çevrilen eserler arasında şunları sayabiliriz. Hermese atfedilen Kitabu’l-esrar. Majinin kurallarının belirtildiği Nevamis Hirmis. El Kindi’nin yazdığı Hermesin Grekçe çevirisi olan Risale fi ilm el-ketif. Arap yazarların hermetik felsefeyi konu alan ve hermetik etki taşıyan yapıtlardan birkaç örnek vermek gerekirse şunlar belirtilebilir. Farklı türde bitki üretebilmek için yazılmış olan Kitab Esrar el-kamer. Hermes’in deyişlerini içeren Adab ül-felasifa. Simya üzerine hermetik yapıt olan Muhammet ibn Umeyl Teymimi’nin Kitab şerh ül-suver’i. Büyü ve dua metinleri olan Kitab gayet ül hakim. Bunun yanında İhvan us safa risalelerinde açık bir hermetik etkiyi görebiliriz.

Günümüzdeki Hermetika çevirileri Grekçe ve Latince eski belgelerden yapılmış çevirilerdir. Olabildiğince başarılı çeviriler mevcuttur. Hermes’in metinleri yaygın olarak kullanılan bütün dillere çevrilmiştir. Hermes’in kendisinin çeviriden dolayı oluşabilecek anlam ve tesir azalmasına dair uyarısına rağmen insanlık bu arıtıcı kaynaktan kendini uzak tutmamış ve farklı dillere çevirileri yapılmıştır. Hermetika’nın her çevirisi çağının ve döneminin donanımının üstünde bir anlayışa hitap edebilme imkanını sağlamıştır. Bu manada hermetik metinlerle bir vesile ile tanışık olmak onun tarihsel okuması içinde bulunduğumuzu unutmamak metinlerin anlaşılmasındaki güçlüğü de aşmamızı sağlayacaktır. Birçok sembolik anlatım günümüzde somut olarak anlaşılacağı gibi birçok problemli durum da günümüz koşullarında basit çözümlerle halledilebilecek pürüzler gibi görülebilecektir. Onun için Hermes’in metinlerinin kendi söylediği ve yaptığı gibi “tefekkür yoluyla eriştim Atum’un bilgisine” ibaresinde olduğu şekliyle tefekkür yolu ile okunması gerekir.

Üç Farklı Yerden Hermes Çevirisi

Bu derleme, Hermes’e ait olduğu belirtilen üç önemli metnin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Bu çalışmalar Hermes üzerine yapılmış modern-postmodern dönem versiyonları olup hepsi farklı ortamlarda yaygınlaşan ve farklı beklentilerle oluşturulan çalışmalardır. Söz konusu çalışmalar içsel aydınlanma ve bütünsel olana katkı sağlama hedefleri ile ortak bir amaca sahiptirler. Bu metinlerin ilki Hermes’in mevcut metinlerinin derlenip şiirsel bir dille yeniden yazılmış halidir. İkincisi internet ortamında bulunan Corpus Hermeticum metinlerinin çevirisinden oluşmaktadır. Üçüncüsü ise bazı gnostik örgütlerde ders olarak işlenen ve on dersten oluşan 1916 tarihli bir derlemedir.

Çalışmamızın ilk bölümü olan Hermetica çevirisi, Timothy Freke ve Peter Gandy’nin özenle hazırladığı 20 adet şiir tarzında oluşturulmuş Hermetik metnin çevirisidir . Bu şiirler bütün Hermetik külliyatın titiz bir şekilde taranması, anlaşılmayan içsel tutarsızlık olan kısımların elenmesiyle oluşturulmuştur. Anlatım Hermes’in kehanetleri bölümüyle başlar ve Atum’a şükür bölümüyle biter.

Hermetik metinler günümüze kadar çok farklı biçimlerde gelmişlerdir. Bu durum metinlerin farklılığı ve içsel çelişkilerinin olmasına da imkan vermiştir. Freke ve Gandy’nin çalışmasıyla bu metinler sade bir biçimde, okunabilir bir forma getirilmiştir.

Yazarların oluşturduğu metin bir kurmaca değil Hermetik prensiplerin temel alınması ve yine Hermes’in sözleri aracılığı ile oluşturulmuş bir metindir. Tek yaratıcı, yukarıdakinin aşağıdakine benzerlik ilkesi, düalite, ruhun enkarnasyonu, tekrar doğuş, zaman ve kozmos anlayış ve prensipleri çok sade bir biçimde anlatılmıştır. Bu sayede temel prensipler göz önüne çıktığı gibi karmaşa içinde olan Hermetik külliyata da bir anlamlılık gelmiştir. Temel prensiplerin ortaya çıkmasıyla Hermetika’nın kadim bilgelik kaynakları ile olan yakın teması ortaya çıkmıştır.

Metnin oluşturulmasında dilden, tarihsel kayıplar ve eklemelerden dolayı oluşabilecek hatalar gerek kadim bilgelik kaynaklarına referansla, gerekse kutsal metinler vasıtasıyla giderilmiş, bütünsel bir anlayışa işaret eden Hermetika’nın sağlıklı bir biçimde sade haliyle 21. yüzyıl okurlarıyla buluşması sağlanmıştır. Çevirilerin çevirisi olan çoğu metinden daha anlaşılır olması hiç olmazsa Hermes’in derdinin ne olduğunu anlatmayı başarması sebebiyle çok önemlidir. Bu çevirinin Hermes’in kendi metinlerine anlam bakımından “aslına sadakat” noktasında başarılı olduğu söylenebilir.

Şiirin sembollere bürünmesi anlatılmak istenen şeyin yaşamda karşılığının oluşmaması sebebiyledir. Yaşamdaki karşılık somut maddesel bir karşılıktan öte olan anlayış olarak bir karşılıktır. Bu sebeble Grekçe çevirilerde soyutlama ve sembolleştirmeler anlamı çoğu yerde boğmuştur. Yaşadığımız çağ Hermes’in doğrudan algılanabileceği ve Hermes’in “tezahür ettiren zihin” dediği zihinle doğrudan karşılaşabileceği bir dönemdir. Bu nedenle temel prensiplerin yansıtıldığı metinlerin sade bir dille ifade edilmesi zamanın da bir gerekliliğidir.

Hermes’in kayıp sözleri adı altında çevrilen bu metinler gerçekte de kaybolmuş, varolsa bile anlaşılmazlığı ve karmakarışıklığı ile gözden düşmüştür. Bu çeviri Hermetika’ya itibarını teslim etmiştir ve Hermes’in metinleri günümüz dünyası insanları için anlaşılır ve görünür olmuştur. Bu noktada Freke ve Gandy’nin çalışması yeni bir Hermetika yazmak olmasına rağmen çok önemli ve cesaret verici bir iştir.

Eserde tek tanrılı dinlerden izler görülebileceği gibi spiritüalist izler de fark edilecektir. Bunların Hermes’in orijinal metinlerine uyup uymadığını test etme şansımız bulunmamaktadır. Fakat kadim bilgelik kaynaklarının ortak bir özelliği olan bütünsellik ve insan varlığının aslına dair hakikatleri seslendiriş noktasından değerlendirildiğinde ortaklıklar ve anlam bütünlüğü tespit edilebilmektedir. Hermes’in eserleri tanrısal esinleri taşıyan bir kaynaktır. Bu nedenle yaratıcının kokusu olan her şeyle bağlantısı ve benzerliği vardır. Hermetika bu manada hem benzerlikleri taşımakta hemde bazı ruhsal prensipleri daha doğrudan ifade etmektedir. Freke ve Gandy’nin eseri bir başlangıç olması, kolay anlaşılabilir olması nedeniyle önemli ve benzersizdir.

Hermes seste ve ifadede majik bir şeyler olduğunu belirtmiştir. Bu anlamda çeviri bu sihirli esini almak için elbette yeterli değildir. Simyacıların bir çoğu Hermetikadaki bazı kelimeleri mantra ve enerji çekirdekleri olarak kullanmaktadır. Ancak hiç kuşkusuz burada hedef bu değildir.

Derlemenin ikinci bölümü olan “Corpus Hermetica” çevirisi, internet üzerinde http://www.ancienttexts.org/library/egyptian/hermetica/hcenter.htm adresinde bulunan metnin çevirisidir. Orijinali Eski İngilizce olan metin söz konusu sitede Hermes’in orijinal sözleri olarak sunulmuştur. On yedi bölümden oluşan metin bazı yerlerde bir monolog ve vaaz şeklinde iken, bazı yerlerinde kısa diyaloglar şeklinde sunulmuştur.

Söz konusu metinlerde temel olarak üç tarz hitabet görülmektedir. Bunlardan ilki Hermes’in direk kendisine mutlak zihinden veya poemander (kutsal çoban) diye sunulan bir varlıktan aktarılan, Hermes’in durumu ve yaratıcıyı nasıl anlaması gerektiği hakkında bilgiler içeren metinlerdir. Bunlar 1-2-3-8-10 nolu kitaplar olarak belirtilebilir.

İkinci hitap biçimi, Hermes’in oğlum diye hitap ettiği Tat’a anlattığı ya da vazettiği metinlerdir. Bunlarda yumuşak ve koruyucu bir üslupla Tat’a Tanrı, sessizlik sanatı, işler duyular, odaklanma ve varolma hakkında çeşitli bilgiler sunulur. Tat’la Hermes’in arasındaki ilişki inisiyatik bir doğumun gerçekleşmesi sonucu olan bir ilişki gibidir. Tat sanki Hermes tarafından uyandırılmış, fakat fark ettiklerini anlamlandıramayan bir kişi konumunda sunulmuştur. Hermes Tat’a şefkat dolu bir baba gibi davranmaktadır. Burada fiziksel bir baba oğul ilişkisinden çok ruhsal anlamda baba oğulluktan bahsetmek kanaatimizce daha doğru olacaktır. Tat’ın Hermes ile arasındaki ilişkiyi Hz.İsa’nın Baba dediği bütünsellikle arasındaki ilişkiye benzetebiliriz.

Üçüncü hitap biçiminde ise Hermes’in Asclepius’a hitap ve vaazları görülür. Bunlar metinde 4-6-9-13-17 no’lu kitaplar olarak tespit edilebilir. Hermes burada Asclepius’a daha çok resmi yönünü göstermiş ve diyaloglarda daha mesafeli bir ilişkiyi tercih etmiştir. Söz konusu bölümlerde Tanrı, iyilik, duyular ve anlamanın netliği ve bilge olma yolları hakkında bilgiler aktarılmış, öğütler verilmiştir. Asclepius ile Tat’ın isimleri ortak olarak sadece anahtar isimli bölümde zikredilmiştir.

Hermes Asclepius’a “Dünün konuşmasını senin adına sundum, bugünün konuşması ise Tat’a uygundur” derken aslında kendi inisiyasyonunun yönünü de göstermektedir. Hermes geçmişi olanla geleceği olanın arasındaki kavşakta durmaktadır. Geçmiş bilgi ve anlayışlarla Tanrısal bilgiye odaklanmak isteyenlerin durumu Hermes’le Asclepius’un ilişkisi gibi mesafelidir. Gelecek olan nesil ise ancak Hermes’in yaratıcı inisiyasyonu ile ruhsal doğum gerçekleştirerek var olabilir. Ruhsal doğuma ulaşmış kişi babayı tanır ve varlığın yeryüzündeki en yüce hizmetini, secde etme vazifesini yerine getirir. Babayı tanıyan Tanrıya odaklanmayı ondan öğrenir ve Tanrının bütün içindeki fonksiyonunu kavrar. Tanrı bütün bilinmezliği ile varlığın yaşamına dolarken her şey anlamına kavuşur ve gerçek uyanma madde içinde gerçekleşir. Uyanan kişi bütünün eylemi olur ve babadan nasıl olunması gerektiğini tekrar öğrenir.

Çevirimizin ikinci bölümü olan Corpus Hermetica çevirisinde bilginin hiyerarşik bir biçimde inmesi söz konusudur. Mutlak zihinden Poemander’e ondan Hermes’e, Hermes’ten Tat ve Asclepius’a bu bilginin akışı aslında farklı anlayış düzeylerini işaret ederken bu anlayış düzeylerinin birbirini dışlayıcı değil, birbirini yeniden gerçekleştirici olduğu da görülür. Bu bölüm Hermetik metinlerin mevcut orijinal biçiminin çevirisi olarak kabul edilebilir. Bazı yerlerinde sembolik ifadelerin yoğunlaşması metnin ifade tarzına sadık kalındığından dolayıdır. Bunun yanında çelişkili gibi görünen unsurların bütünsel bir gözden geçirme ile anlamlı hale gelmeleri mümkündür.

İkinci bölüm çeviri metni internet ortamında bulunması ve metnin tamamına erişilme imkanı olması nedeniyle en rahat ulaşılabilen ve bu anlamda insanların en fazla karşılaştığı Hermetik metindir. Bu anlamda özellikle İngilizce’de Hermetik metin olarak popüler bir biçimde bilinen metin bu kitabın ikinci bölümünde çevirisini yaptığımız metindir.

Derlemenin üçüncü bölümü ise Hermes’e ait olduğu belirtilen iki temel metnin ders kitabına dönüştürülüp on derslik bir anlatımla sunulmasından ibarettir. Söz konusu metin 19. yüzyılda bazı ezoterik bilgilenme hedefli cemiyetlerce kullanılmış olup Kessinger yayınevi tarafından 1916 tarihinde yayınlanmıştır. Bu çeviri “Görünmeyen Tanrı aslında en çok tezahür edendir” ve “İyilik yalnızca Tanrıdadır” başlıklı iki metinden oluşmuştur. Bu iki metin gnostik bilgilerin ışığında yorumlanmış ve her bir satırı derin bir yorumlama sürecine tabi tutulmuştur. Metin bütün olarak Tanrının içsel olarak deneyimlenmesi ve yaşamın bütünüyle Tanrısal olarak algılanması hedefiyle yorumlanmıştır. Çeviride temel olarak şunlar ifade edilmiştir:

“Tanrının görünmemesi ve tezahür edebilmesi, düşünerek tezahür edebilme özelliğinin olması. Bir ve tek olması. Mükemmel olanın Yaratıcısı olması. Bütün isimlerden yüce olması. Hem var olan hem de var olmayan olması, var olanları o tezahür ettirir var olmayanları ise kendi içinde muhafaza eder. Hiçbir yer ve hiçbir yön yoktur ki Tanrı’yı temsil edebilsin. (Tanrıya) Her şey sensin senden gayrı hiç bir şey yoktur, var olan her şey sensin ve var olmayan her şey de sensin, sen düşünürken zihinsin, yaratırken babasın, güç verirken Tanrı’sın, iyisin her şeyin yaratıcısısın. İyilik Tanrı’nın kendisidir, iyilik üretilmiş olanda değil üretilmemiş olandadır. İnsanlardaki iyilik çok kötü olmayan iyiliktir. Güzellik ve iyilik Tanrı’nın bütünleyici parçalarıdır ve yalnızca ona özgüdür, Tanrı’yı arıyorsan güzelliğin peşine düş, ona ulaşan tek bir yol mevcuttur, içsellik ve adanmışlık.”

Yukarıdaki metinden alınan alıntılara bakacak olursak yaratıcı üzerine teolojik olarak çok ciddi saptamalar yapılmıştır. Derlemenin üçüncü bölümü, on ders ile hermetik metinlerin nasıl açımlanabileceği ve ezoterik okulların söz konusu metni nasıl kullandığını anlamak için çok güzel bir örnektir. Hem metne bakıp nasıl derinleşileceğini gösterir hem de Hermes’in birçok farklı hareket ve düşünceye nasıl kaynaklık ettiğine bir örneklik teşkil eder.

Kitabın bütününü oluşturan üç çeviri Hermetik metinlerin pratik olarak farklı yaşam alanlarında kullanımına dikkat çekmektedir. İlk çeviri akademik ve zahmetli bir uğraştan sonra günümüz insanı için Hermes’i anlaşılır kılmayı hedeflemiştir. İkinci çeviri Hermes’in olabildiğince orijinal metinleri ile insanları karşı karşıya getirmeyi hedeflemiş ve bu metnin yayılımı için en yaygın bilgi paylaşım sistemi olan internet gibi bir aracı seçmiştir. Üçüncü çeviri ise kendi içine kapanık ezoterik bir grubun Hermes metinlerini derinlemesine okuyup değerlendirmelerini örneklemektedir. Bu üç çevirinin bu kitap içinde derlenmesi şu noktalardan anlamlıdır: Hermes geçmişte olduğu gibi günümüzde de inisiyatik faaliyetine devam etmektedir. Tanrı her yerdedir ve Tanrı’ya doğru gidişte Hermetik bilgiler herkese farklı bir hız vererek kendi cazibesi etrafında bir şekilde insanları toplamaktadır. Farklı okumaların birleştirilmesi ve birlikte sunulması aslında Hermetik maksadın yani Bütünün Tanrısallaşmasının ve tezahür ettiren düşüncenin var ediciliğinin bir örneğidir.

Sonuç

Hermes tarihin hangi döneminde ve nerede yaşamış olursa olsun bütün insanlığın topyekün uyanmasının beklendiği bu dönemde artık bütün insanlığa mal olmuş bir inisiyedir. Nasıl bakarsak bakalım, Tanrısal muradın bizi ulaştıracağı yolun en ciddi köşe taşlarından biri olan Hermes, tezahür ettiren düşünceye sahiptir ve onun düşüncesi içinde olmak yeryüzünün güzellik yönünde yeniden yaratılmasına katkıda bulunmak olacaktır. Üç farklı hermetik metnin bir araya getirilmesindeki temel amaç, Hermes’in hem kapsamının fark edilmesi, hem ana fikri ve hedefinin anlaşılması hem de farklı okumalarla Hermes’teki bütünlüğün fark edilmesi isteğidir. Hermetik metinler üzerinde düşünerek, tefekkür edilerek durulması gereken metinlerdir. Ve insana zihinsel devinimi hızlandırmak açısından ciddi süratler katacağı açıktır. Baba olan Hermes’in gelecek olan bizler için aydınlatıcı ve idrak ettirici olması temennilerimle bu yazıya son veriyorum. Tanrısal maksadın gerçekleşmesi bütün kainatların en derin arzusudur. Bizi bu derin arzumuzdan uzaklaştıran ve varlığımızı çepeçevre saran kabuklar, Hermes’inkiler gibi yaratıcı sözler ve doğrudan Tanrı’nın kelamı ile çözülebilir.

   
   

<< GERİ

 
   
Tel.: (0232) 421 44 49 - Faks: (0232) 422 72 12 - E-mail: info@egemeta.com
Produced by Ege Meta Yayınları