|
19. yüzyılın yetmişli ve seksenli yıllarında Fransız bilim adamı Dr.
Augustus Le Plongeon ve sadık eşi Alice, Maya harabelerini incelemek
ve Maya kültürüne ait arkeolojik kalıntıları güvenilir bir şekilde
tespit etmek ve kayda geçirmek için Yukatan'a yerleştiler. Plongeon,
Maya İmparatorluğu'nun kayıp şehirlerini fotoğraflayan ilk kişi oldu.
Eski moda bir fotoğraf makinesi ve ıslak negatiflerle çalıştı. Bunu
cangılın ortasında en ilkel koşullarda gerçekleştirdi. Le Plongeon'un
çalışmalarının orijinal negatifler ve baskılardan oluşan ayrıntılı
bir bölümü bugün Felsefi Araştırmalar Derneği'nin (Philosophical Research
Society) kütüphanesinde bulunmaktadır.
Fotoğraflama çalışmasına ilaveten, Le Plongeon yontularla işlenmiş
mabet ve saray duvarlarından bazı kalıplar çıkardı. Yetenekli bir
sanatçıydı ve harabe halindeki yapıları eksiksiz halleriyle gösteren
hayali eskizlerini çizdi ve duvarlardaki fresk ve resimleri kağıda
aktardı. Alice Le Plongeon günlük faaliyetlerini sistemli bir şekilde
kaleme aldı ve bu adanmış çift araştırmalarını bir düzen içinde ve
bilimsel yöntemle yürütmek için yapılabilecek her şeyi yaptılar.
Le Plongeon'un Maya arkeolojik bilgilerine yaptığı katkıyı layıkıyla
değerlendirebilmek için içinde yaşadığı zaman dilimini ve hangi koşullarda
çalıştığını göz önüne almak gerekir. Bu kadim şehirleri ilk gördüğünde
her şey birer enkaz yığınından ibaretti. Birkaç dostluk gösteren yerliyle
cangılın içinde yol açarak kısmen ayakta olan yapıların bulunduğu
konumda bir kamp kurdu ve fotoğraf çekmeyi engelleyecek ölçüde büyümüş
bitkileri kendi elleriyle temizledi.
Le Plongeon'un kendinden önceki yazarlarca yazılmış bilimsel makalelerden
danışmanlık alma şansı yoktu. Büyük kurumların sağladığı kolaylıklardan
da yararlanmadı. O ve eşi ancak kendi gözleriyle gördükleri şeyleri
kaydedebilirlerdi. Augustus Le Plongeon'un ilk olarak Worcester, Massachusetts'deki,
Amerika Eski Eserler Derneği Bülteni'nde (The Proceedings of the American
Antiquarian Society) çıkan Maya Arazisi ve Maya Yazıtları adlı monografisi
için yayın kurulu şu notu düşmüştür: "Dr. ve Bayan Le Plongeon'un
son yedi sekiz yıldır daimi ikametgahlarının Maya harabelerinin ortasında
olması ve büyük bir olasılıkla Yukatan'ın gizemli yapılarının geçmişe
gömülmüş tarihiyle bağlantı kuran geleneklerini koruyan bir Kızılderili
topluluğuyla sürekli ilişkide olmak gibi ender bulunan bir avantajları
vardır."
Ne yazık ki Plongeon'lar hakkında yeterli biyografik malzeme elde
edemedim. Ancak onu tanıyan bazı kişilerle tanışma şansım oldu ve
bana onun karakteriyle ilgili ilginç ayrıntılar naklettiler. Zamanın
Meksika Cumhuriyeti'nin başkanına hitaben yazılmış ve yine 25 Nisan
1887 tarihli Amerika Eski Eserler Bülteni'nde yayınlanan bir mektubunda
Le Plongeon kendisini şöyle tanıtıyordu: "Augustus Le Plongeon,
Tıp Doktoru, California Eyaleti Bilim Akademisi'nin, San Francisco
Mikroskobi Derneği'nin, New York Filoloji Derneği'nin üyesi, Meksika
Coğrafya ve İstatistik Kurumu muhabir üyesi, Avrupa, ABD ve Güney
Amerika'daki çeşitli bilimsel kuruluşların üyesi, Amerika Birleşik
Devletleri vatandaşı..."
Le Plongeon'lar Yukatan'a 1880 Haziran'ında geldiler ve Maya bölgesindeki
kadim şehrin harabelerinin bulunduğu toprakların, X'canchacan topraklarının
sahiplerinden Senyör Don Vicente Solis de Leon'un davetini kabul ettiler.
Solis ailesi daha önce de yine bölgeyi ziyaret eden bir misafiri,
Abbe Brasseur de Bourbourg'u ağırlamıştı. Le Plongeon Fransız Abbe'nin
yarım bıraktığı işi tamamlamaya girişti.
Le Plongeon'un bölgede ter döktüğü sıralarda Merida'da yaşayan kişilerle
tanışma ayrıcalığına sahip oldum. Evine misafir olan kişiler bana
onun Maya dilini okuyup yazabildiğini anlattılar. Uzun ve gür sakalıyla
dikkat çekici bir şahsiyetti. Kızılderililer için bu onu diğerlerinden
ayıran bir özellikti ve tüm yarımadada Büyük Siyah Sakal olarak tanınıyordu.
Kızılderililerin onun doğaüstü güçlere sahip olduğuna kanaat getirmeleri
ününü daha da artırmıştı. Onlara kendi büyücülerini ve mistiklerini
anımsattığı için istediği bilgilerin hiçbirisini ondan saklamıyorlardı.
Şimdilerde Chac'Mool diye bilinen ünlü heykelin keşfi, Le Plongeon'un
tipik çalışma yöntemiydi. Cangılın içlerine girmiş ve meditasyon durumunda
bir süre oralarda dolaşmıştı. En sonunda durmuş, birkaç dakika düşünmüş
ve sonra da sessizce bildirmişti: "Burayı kazacağız." Söylenen
noktadaki kazı, bugüne kadar gün ışığına çıkarılan en nadide Chac'Mool
parçasının bulunmasıyla sonuçlanmıştı. Bu haber Kızılderililer arasında
süratle yayılmış ve Büyük Siyah Sakal'ın durugörü yeteneğini tartışmasız
biçimde kabul ettirmişti. Fakat bu tip olayların profesyonel arkeologlar
arasındaki namını aynı şekilde yüceltmediği muhakkaktır. Le Plongeon,
Cozumel Adası'na gittiği sırada General Protasio Guerra, Meksika Hükumeti
adına büyük Chac'Mool figürüne el koymuştu.
Keşif çalışmalarının sonuna doğru Le Plongeon, eski eserler uzmanı
olarak ün kazanmak isteyen kişilerin kendi antik eserlerini kendilerinin
kazıp çıkarmaları yönünde bir karar verdi. Bunun üzerine bulduğu nesnelerin
birçoğunu onları fotoğrafladıktan veya ilk önce onun tarafından keşfedildiklerini
kesinleştiren bir şekilde belgeledikten sonra tekrar toprağın altına
gömdü. Yakın bir arkadaşına söylediğine göre bunların içinde taş bir
sandığın içinde mühürlenmiş olarak bulduğu bir kodeks (el yazması
kitap) de vardı. Fakat ikinci derecedeki hırsızlıklar ve insafsızca
eleştiriler canını öyle sıkmıştı ki, o da böyle bir yola başvurmuştu.
Tekrar bulunmaları isteniyorsa, Washington'daki döner koltuğunda oturan
bir arkeologtan fazlası gerekecekti.
Le Plongeon'un kütüphanesinde yer alan bazı eserler ve Mısırlıların
Kökeni'nin ilk ve elle yazılmış orijinal kopyası Felsefi Araştırmalar
Derneği'nin arşivlerinde görülebilir. 285 sayfayı bulan bu kopyanın
ilk sayfası eksiktir. Bu çalışma ilk olarak New York'ta, 1914'te,
The Word dergisinde dizi halinde yayınlanmıştı. Metin, Akdeniz bölgesinin
eski uygarlıklarının Batı Yarımküresinin halklarıyla ilişki içinde
olduklarını kanıtlamaya yöneliktir. Le Plongeon'un bu anlamda Lord
Kingsborough'nun gayretlerinden etkilendiği düşünülebilir.
Le Plongeon'un fotoğrafları modern Maya arkeolojisi açısından en yüksek
önemi taşımaktadır ve bu alandaki yeni nesil bilim adamlarının daha
eski okulluların maruz kaldığı hoşgörüsüzlükle asla tanışmadıklarını
söyleyebilmekten mutluyum. Neredeyse mucize eseri diyebileceğimiz
bir şekilde Le Plongeon'un negatifleri ve baskıları hayatta kalabilmiştir.
Ölümünden önce her şeyi yok etmeye niyetliydi fakat kader nazik bir
biçimde araya girerek bunu engellemişti. Pek çok şeyin kayıp olmasına
karşın kayda değer miktarda döküman günümüze ulaşmıştır. Le Plongeon'un
orijinal fotoğraflarının pek yakında modern okulluların hizmetine
sunulacağını haber vermenin memnuniyetini taşıyoruz. Bunlar o tarihten
bu yana zamanın sildiği ayrıntıları içermektedir.
Bu eser, The Word dergisinde yayınlanan metnin fotoğraflarının çekilmesi
yoluyla elde edilmiştir. Buna bağlı olarak illustrasyonlar istenilen
netlikte değildir. Bazılarının orijinal klişelerinin elimizde bulunmasına
rağmen, herhangi bir ekleme yapmayı uygun görmedik. İngiliz hükumetinin
Le Plongeon'a Nil boyunca uzanan büyük anıtları fotoğralama görevi
vermesi, onun Mısır'a duyduğu ilgiyi hızlandırmıştı. Augustus ve Alice
Le Plongeon'un başarılarını ne kadar takdir ettiğimizin bir ifadesi
olarak, bu önemli çalışmayı bir kitap halinde sunmayı kendimize borç
bildik.
Manly P. Hall
|