|
Giderek, daha fazla sayıdaki insan, Kova Burcu Çağı'nda ortaya çıkabilecek
yeni yaşam biçimiyle ilgilenmeye başlamıştır. Temel öğretilerin kaynağı
birçok devirlerde ve kültürlerde yaygın olmasına rağmen, Yeni Çağ
düşüncesi, dünya, kendimize yönelme ve bu gezegen üzerindeki yaşamımızın
tüm yönleri hakkında tamamen farklı bir tutum önermektedir. Çünki,
birçok gelenekteki değişik düşünüş biçimlerinin oluşturduğu tablo,
birlikte bir motif çizerek, şaşırtıcı bollukta öğretiler sunmaktadır.
Bu kitap, Kova Burcu düşüncesindeki yaygın ilkeleri bütünüyle sunarak,
onları birleştirmeye çalışacaktır. Aynı zamanda, yeterli çabayı gösterirsek
2000'li yıllara doğru meydana gelmesi zorunlu olan "Büyük Değişim"e
de açıklık getirecektir.
Çünki, bu yolda atılacak adımlar, yeni başlayanlar için çok çeşitlidir;
önemli olan bizim için en kolay ve en doğal olanı seçmektir. Bilim
adamları ya da mistikler, dünya sevenler ya da entelektüeller tarafından
cezbolunup olmamamız büyük ölçüde eğitim düzeyimize, zihnimizin ve
karakterimizin niteliğine bağlıdır. Eğer daha sonra geçmiş yaşamların
farkına varabilirsek, bunların yüzyıllar önceki eğitimin günümüzdeki
uzantısı olduğunu keşfedebiliriz. Örneğin eğer bir kişi, birçok yaşamı
boyunca şifacılığı pekçok yönü ile öğrenmişse, bu, onu kesinlikle
Yeni Çağ'a yaklaştıran bir yol görevini görecektir. Diğer taraftan
manastırda birçok enkarnasyonları tecrübe etmiş bir kişi, yeni hayat
felsefesine katkıda bulunmuş mistikler cephesinden yeni hayat felsefesine
çekilecektir.
Bu kitapta tartışılan fikirler asla kolay bulunan ya da popüler bir
kültürün parçası değildir. Geçmiş zamanlarda spiritüel ezoterik öğreti,
Kadim Bilgelik ya da Daimi Felsefe (Perennial Philosophy) olarak sıkça
anılmaktadır. Bu bilgi çok özel şartlarda eğitim görmüş bir avuç inisiyenin1
ellerindeydi. Spiritüel anlayışın en üst seviyesine ermiş bu kişiler,
bilgiyi sembollere büründürerek nesilden nesile özenle aktarmışlardır.
Bu bilgiler inisiye olmamış kişiler için dinamit kadar tehlikeliydi
ve ortaya çıkarılması ölüm anlamına geliyordu.
Hristiyanlığın ilk yıllarında, kişilere o güne dek kitlelerin asla
sahip olmadığı ölçüde spiritüel yaşama katılma imkanı, verilmiştir.
Her ne kadar İsa, kişilerin gelişmişlik (tekamül) seviyelerine göre
farklı vasıtalarla eğitilmeleri gerektiğini açıkça belirttiyse de
(söz gelimi meseller çok farklı düzeylerde dersler verirler) kendisi
vasıtasıyla hepimize Tanrı'ya doğrudan ulaşma sözü vermiş olması,
enkarnasyonuyla insanlık adına başarmayı umduğu büyük sıçrama konusunda
bize bir ipucu vermektedir. Fakat, Kilise'nin kuruluşuyla, ne yazık
ki politika ve iktidar çok kısa sürede bu kurumun otoritelerinin öncelikli
uğraşı haline geldi. Bu güce herhangi bir yolla meydan okunmasını
istemeyerek, eski kadim bilginin doğruluğunu inkar ettiler, bu bilgi
o zamandan beri Kilise doktrininde yer almadı ve gizlendi. Ruhsal
Yasa ve deneyime dayanan mistisizm bir zamanlar açık açık kiliselerde
öğretilirken, gizli kardeşlik gruplarının malı oldu ve dünya üzerindeki
yararlı etkileri sadece dolaylı bir şekilde üstü örtülerek ifade edilebilir
hale geldi..
Geçmiş 400 yıldır bu durum değişmiştir. İnsanlığın bilimsel ve akılcı
melekelerinin gelişmesiyle, geleneksel dinin otoritesi azaldı ve bilim
formundaki akılcılık gelişti. Kadim ezoterik geleneklere karşı olan
tehlike yer değiştirdi. Artık Engizisyon tarafından zulme maruz kalmıyorlardı,
fakat bilim bunlarla alay ediyordu. Tekrar gizlenmeleri gerekiyordu.
Daha sonra 19. yy.'ın sonunda Kova Burcu Çağı birdenbire canlandığı
zaman, ezoterik öğretiler aniden, açıkça kullanılabilir hale geldi.
Madame Blavatsky ve teozoflarca takdim edildiler; Rudolf Steiner2,
Gurdjieff3 ve Ouspensky4 onları süratle izleyenler oldu.
Esseniler'in5
gizli öğretileri Szekely tarafından açıklandı; Amerikalı, Max Freedom
Long da Huna'ların sırlarını açığa çıkardı. Açıkçası, gizliliğe duyulan
ihtiyaç ortadan kalkmıştı.
Kova Burcu Çağı'nın temel ilkesi kişisel sorumluluktur. Bu çağ insanlığa
seçme fırsatı ve iradenin kullanılması özgürlüğünü vermektedir. Yeni
bulduğumuz bilgimiz ve güç, bize yapmadığımız şeyleri dahi deneyimleme
fırsatı vermektedir.
Tüm bunlar insanlığın tekamülünde çok önemli gelişmeler vadedebilir.
Mana arayışı, hayattaki ihtiyaçlarımızın başında gelir. Ancak, hakiki
spiritüel öğretinin altın ipuçları, ta kültürümüzün ortaya çıktığı
günlerden beri elimizin altındadır. Başkaları üzerinde iktidar tesis
etmek isteyenler (bunlar "sol" yolu izleyenler olarak bilinir.)
[Bunun türkçedeki solculukla ilgisi yoktur] kişilerin spiritüel gelişme
gayretlerinden de çıkar sağlamaya kalkmışlardır. İnsanlığı kendi amaçlarına
alet etmek istedikleri için, kendilerini, kişisel güçleri geliştirme
öğretmenleri olarak tanıtırlar. İllüzyon ve benlik taşkınlığına bayıldıklarından,
bu onlar için büyük vurgunlar yapabilecekleri bir dönem olabilirdi.
Bu kişilere karşı en etkili silah ayrım yapabilme yeteneğinin geliştirilmesidir.
Her birimiz öğreticilerin hareket ve niteliklerini tanıyarak çok hassas
bir denge geliştirmeliyiz. Her bir ipliğiyle bütüne ait anlayışımızı
dokuyabileceğimiz büyüleyici bilgilere açık olmak, aldığımız tesirin
türünü ve değerini sürekli biçimde tarttığımız sürece mükemmel bir
şeydir.
Aynı ikaz, şimdi "kanallar" ya da medyomlar, parapsikolojik
araştırmalar veya geçmiş yaşamların hatırlanması aracılığıyla yayılan
bütün bilgiler için de geçerlidir. Daha yüksek şuur düzeyindeki varlıklar,
bize bu oldukça zor zamanda yardım etmek için çok endişeliler ve ellerinden
gelen tüm çaba ile bizim uyanıklığımızı artırmak için mümkün olan
her imkanı kullanıyorlar. Fakat, aynı zamanda, pek çok ciddi Yeni
Çağ öğreticisi gibi, onlar da uyanık olmamız için ısrarla rica ediyorlar.
İlk başlayanlar daha deneyimli birini rehber almalıdırlar; ileri bilgiyi
hazmetmeden önce temel bir çalışma yapılmalıdır. Karmakarışık ve gelişigüzel
öğrenme yönteminde büyük tehlikeler yatmaktadır ki, bu, eski Gizemci
Okulların katı temellerinin yerini almıştır. Bir yolunu bulup açıklık
ve sakınma arasında bir uzlaşma sağlanmalıdır.
Geniş bir sayıdaki insan topluluğunun şuur yükselmesi ile -bu topluluk,
Yeni Çağ öğrencilerinin akılsal olarak ilk dalgasını oluşturur- şu
an ruhsal çekim yasasına daha fazla güven duyulduğu göz önünde bulundurulabilir.
Neyin bilgisine ihtiyaçları var ise, ne ile başa çıkabilirler ise,
o yönde öğrenime çekileceklerdir. Yeni araştırmaya başlayanlar tarafından
sıkça ifade edilen şudur ki; mantıksal zihinlerinin ötesinde bir şey
tarafından öğrenimlerine rehberlik edilmektedir. En çok ihtiyaç duydukları
kitap neredeyse raftan ayakları dibine "düşüverir"; kendileri
için uygun olan bir seminere katılmak için gerekli imkanlar kolayca
önlerine çıkar.
Karşılaştığımız bilgilerin değerini ölçmede elimizden geleni yaptıysak
başka bir yasa bizi korumak için yardımcı olacaktır. O da cazibe prensibi
gibi, mantığın ötesine taşar ve mabetlerdeki öğretim yöntemleri arasında
temel bir yer işgal ettiği söylenir. Bu mabetlerdeki genel uygulama
acemilerin, bir seri sütun üzerine kazınmış tapınağın bütün bilgeliğini
ezberleyerek işe başlamaları şeklindeydi. Şuurlu olarak tüm bu bilgilerden
sadece ilk bir iki aylık çalışmada kendilerine faydalı olanları akıllarında
tutarlardı. İlerledikçe, daha önce papağan gibi ezberledikleri şeyler,
artık anlayabildikleri için, yavaşça şuurlu zihne aktarılırdı.
Kadim bilgeliğin yeni inisiye kuşaklarına aktarımı, geçmişte hep tehlikeli
bir iş olmuştu. İnsanlar bu yüzden öldürülüyor, kutsal yerlerde, taşlar
ve kristallerde korunan kıymetli kayıtlar kasıtlı olarak ya da istemeden
tahrip ediliyordu. Şimdi bu bilgiyi canlı tutma metotlarımız açıkça
değişiyor. Bu öğreti gizlilikten açıklığa tehlikeye rağmen, avantaj
ile çıkıyor. Modern araştırmalar sayesinde birçok kaybedilen bilgiyi
tekrar açığa çıkarmak ve modern kayıt yöntemleriyle de onların geleceğe
güvenle aktarılmasını sağlamak mümkündür. Umarız kadim geleneği canlı
tutmanın güvenli bir yolunu bulmuşuzdur. Onsuz kendimizi çok fakir
hissederdik.
Kova Burcu Çağı'na geçişimizin güvenle meydana gelebilmesi için, insanlık
tekrar birlik haline gelmeli ve dünya ile insanlık arasındaki denge
kurulmalıdır. Çevremizdeki birçok kıyamet kehanetine rağmen bu gerçekleşebilir.
Kahinler, astrologlar ve bilimin birkaç öncü sesi benzeri görülmemiş
şekilde büyük bir şuursal sıçramanın olacağı konusunda hemfikirler.
Diyorlar ki evrim, bir zamanlar düşündüğümüz gibi sabit bir ilerlemeye
değil, ileri doğru nadir sıçramalarla gerçekleşiyor. Şu esnada hazırlanmakta
olduğumuz "Büyük Sıçrama"6 ise, insanlığın daha önce hiç
deneylemediği büyüklükte. Kendi kendimizi yok etmekten sakınır ve
değişimde aktif olarak yer alabilirsek, önümüzde yüksek derecede ödüllendirici,
bize önceden vadedilmiş bir zaman vardır. |