|
Bizler bu dünyaya aitiz, dünya toprağındanız. Fiziksel ve metafiziksel
anlamda bu gezegeni aşan bir zihnimiz ve/veya ruhumuz elbette vardır;
ancak bunun yanında Dünya'nın doğal güçlerine cevap veren ve onlarla
etkileşen hayvansal tabiatta hayvansal bedenlere de sahibizdir. Bu
doğal güçlerin elektrik, manyetizm ve yer çekimi gibi bazılarını biliyorsunuz.
Modern bilim bu güçlere ek olarak belki sizin pek aşina olmadığınız
iki tanesini daha tanımaktadır, bunlar kuvvetli ve zayıf nükleer güçlerdir.
Şamanlar, mistikler, metafizikçiler ve daha serbest düşünceli bilim
adamları, Ruslar tarafından "psikoenerjetik" diye adlandırılan
daha başka güçlerin de var olduğunu kabul ederler ki bu güçler bedenle
olduğu kadar zihinle de etkileşim halindedir. İşte kitabımıza konu
olan güçler bunlardır, çünkü çok az bilinmektedirler, yaşantımızda
çok etkindirler ve yararlı biçimde kullanılabilirler. Stanford Üniversitesi'nden
madde bilimleri profesörü Dr. William Tiller bu güçlerle ilgili olarak
yapılan deneyler hakkındaki düşüncesini, "Görünen o ki, geleneksel
bilimde tanıdıklarımızdan bütünüyle farklı yeni enerji alanlarıyla
uğraşıyoruz" diye ifade etmiştir. Oysa bunlar yalnızca gelenekçi
bilim adamları için yenidir.
On dört yaşından itibaren gerek sosyal ve fen bilimler ve gerekse
metafizik alanında uzun süreli bir eğitim hayatına girdim. Esas temelim,
zihnin ve Dünya'nın enerjilerini bağdaştıran kadim bir geleneğin bünyesindeki
bir şifacılık yolu olan Şamanizmdir. Fakat deneyimlerle psikoenerjetik
alanında deneyler yapan çok sayıda kişinin araştırmaları arasındaki
hayret verici bağlantıları pozitif bilim ve metafizik alanındaki çalışmalarım
sayesinde idrak ettim.
Arkeoloji mesleği için hazırlıklarım, beni olağan dışı enerjinin kadim
geçmişte kullanıldığına işaret eden çok sayıda ipuçlarına götürdü.
Asya üzerine aldığım bir diploma Japonya, Çin ve Hindistan'daki psikoenerjetikle
ilgili fikirlerle buluşmamı sağladı. Çeşitli akademik dereceler, uluslararası
yönetimle ilgili çalışma ve seyahatler Latin Amerika ve Afrika'da
psikoenerjetiği keşfetmeme yardım etti. Psikoloji eğitimi sayesinde
Mesmer, Reichenbach ve Reich'in psikoenerjetik araştırmalarıyla tanıştım.
Ve metafizik araştırmalar piramitlerin, radyonikin ve bir sürü fenomenin
psikoenerjetik etkilerini görmemi sağladı. Bunların hepsi, pek tabii
ki, zihinsel ve çevresel enerjilerin toplumun esenliğini hedef alan
pratik uygulamalarını esas alan temel şamanik perspektifimin üzerine
oturdu.
Bu kitaptaki fikirlerin pek çoğunu Yeryüzü'nde hayatın iyileştirilmesine
adanmış, kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Aloha International'ın
himayesinde yürütülen deneylerde test ettim. Bu deneylerin bazılarını
ilerideki sayfalarda okuyacaksınız. Denek olarak kullanılan yüzlerce
gönüllünün kimileri kuruluş üyeleri, kimileri de öğrenciler ve hatta
sokaktan kişilerdi. Bilimsel bir formatta hazırlanan yöntemlerin ana
hatları istediğiniz takdirde kendi deneylerinizde uygulayabilmeniz
için Ek bölümde verilmiştir.
Bu araştırma alanı, ruhsal şifa, levitasyon, telekinezi, süpergüçlülük
gibi sıra dışı fenomenlerin ve zihnin daima önemli bir etmen olduğu
diğer birçoklarının ardındaki enerjilerle ilgilenmektedir. Şeylerin
alışılagelmiş biçimde iş gördüğü standart modele uymadıklarından dolayı
bu fenomenleri sıra dışı diye adlandırmamıza rağmen, bunlar hiçbir
şekilde az rastlanan olaylar değildir. Dünya üzerindeki her kültürün
bu konularla ilgili temel bilgilerinin inanılmayacak kadar eski olduğunu
öneren kanıtları burada sunuyorum. Bununla beraber zamanımızda olup
bitenler yenidir, çünkü bu bir sentez, bugünün bir ürünüdür. Bu bir
yeniden keşif, Avrupa'da yaşanan Rönesans'la güçlü paralellikleri
bulunan bir rönesans dönemidir. Bu kitaptaki araştırmalarım psikoenerjetikle
ilgili çeşitli kaynakları incelemeyi, aralarında geçerli karşılıklı
ilişkiler kurmayı ve mümkün olduğu her seferinde bunlara dayanan deneyleri
tanımlamayı içermektedir. Amaç, söz konusu enerji veya enerjiler hakkında
derhal kullanılabilecek veya gelecekteki araştırmalar açısından pratik
değeri olabilecek bir dizi gözlemi ortaya koymaktır.
Tanıdık sınıflandırma sistemlerinin bütünüyle çökme eğilimine girdiği
bir çalışmaya, bilim, din, teknoloji ve majinin kesin ve köşeli tanımlarını
kaybedip birbirleriyle iç içe geçtiği ve garip bir biçimde karıştığı
bir alana girmek üzeresiniz. Şu anda bütün dünyada sessiz bir devrim
gerçekleşmektedir. Geleneksel anlayışın zincire vurduğu kişiler bu
çalışmaya bir göz atmayı reddetmekte ya da dudak bükmektedirler. Fakat
aynı anda birçok ülkedeki büyük sayılarda bilim adamı, teknik eleman
ve sade vatandaş dikkatle ve çoğu zaman sessizce, mevcut teknolojimizi
ve 20. yüzyılın toplumlarını Taş Devri'nin insanlarıyla kıyas ettirebilecek
kadar çağ dışı kılabilecek bilgi alanlarına doğru ilerlemektedir.
Bu devrim pırıl pırıl, modern ve en iyi donanıma sahip laboratuvarlarda
olduğu kadar garajdan dönme atölyelerde ya da evlerde ayrılmış köşelerde
vuku bulmaktadır. Bilinmeyene bu heyecanlı ve gizemli sıçrayış, dünya
üzerindeki her insanı etkileyecektir.
Bu bilinmeyen enerjilerin araştırılmasıyla ilgili olarak gene Tiller'den
bir alıntıyla devam edelim: "Öyle sanıyorum ki, bulgulayacağımız
şey, enerjiyle etkileşen şuur hallerinin belirlediği çok seviyeli
dışavurumlara sahip yalnızca tek bir enerjinin bulunduğudur."
Bu tek enerjinin genel olarak kabul edilmiş bir ismi bulunmamaktadır,
çünkü çoğu araştırmacılar bağımsız olarak çalışmaktadır ve birçoğu
samimi olarak elde ettikleri sonuçları ilk keşfedenin kendileri olduğu
düşüncesindedirler. John White ve Stanley Krippner Future Science
(Geleceğin Bilimi) adlı kitaplarında, eski ve çağdaş literatürde bu
enerjiyi adlandırmak için kullanılan yüz kadar ismi listelemişlerdir.
Ben de bu arada devamlı olarak "bu enerji" diye tekrarlamak
zorunda kalmamak için vril sözcüğünü kullanacağım. The Morning of
the Magicians'ın (Büyücülerin Sabahı) yazarları Louis Pauwels ve Jacques
Bergier'e göre, vril kavramı ilk olarak 18. yüzyılda Fransız yazar
Jacolliot tarafından ortaya atılmış ve daha sonra Bulwer Lytton'un
yazdığı bir 19. yüzyıl romanında kullanılmıştı. Lytton'un öyküsünde
bununla dünyanın merkezinde yaşayan bir ırk tarafından ustaca kullanılabilen
ve bir bakıma Star Wars (Yıldız Savaşları) filmlerinde konu edilen
"Güç" benzeri bir enerji biçimi kastedilmektedir. Dolayısıyla
vril sözcüğünün hem zihin ve hem de doğayla ilgili bir enerji için
kullanılabilecek uygun ve kapsamlı bir terim bulma ihtiyacımı karşılayabileceğini
düşündüm.
Bütün fenomenlerin ardındaki tek enerji hipotezinin ipuçları için,
apayrı enerji kaynaklarının aynı fenomenleri üretebildiği gerçeğine
bakmalıyız. Ben buna "Fil Yasası" diyorum. Eğer bir şey
bir file benziyorsa, bir fil gibi yürüyorsa, fil gibi kokuyorsa ve
fil gibi konuşuyorsa o muhtemelen bir fildir. Örneğin, manyetizm,
elektrik, kristaller, güneş ışığı, geometrik biçimler, insan elleri
ve insan düşüncesi birbirinden oldukça farklı enerjetik etkiler sergilemekle
birlikte, bitkilerin yetişmesi ve şifa gibi belirli alanlarda hepsi
de benzer enerjetik etkiler göstermektedir. Ortaya konulacak hipotez,
bunların özgün niteliklerine ek olarak, tıpkı değişik fiziksel elementlerin
hepsinin ortak bir nokta olarak elektronlara sahip olması gibi, birçok
kaynağın da ortak bir yön olarak aynı tek enerjiye sahip olduklarıdır.
Bu durumda bu kitabın, dört yönlü bir amacı bulunmaktadır:
(1) Enerji
ve onun zihinle ilişkisi hakkındaki fikirlerinizi genişletmek;
(2)
tüm öteki enerjiler için ya bir taşıyıcı ya da öteki enerjilerin bir
etkisi olan tek bir "protoenerji"nin varlığını öneren kanıtları
sunmak;
(3) sunulan fikirleri uygulamalı bir şekilde kullanabileceğiniz
yollar vermek ve
(4) daha ileri araştırmalar için uyaran vazifesi
görmek. Şimdi, zihinlerimizi, bedenlerimizi ve çevremizi etkileyen
görünmez enerjiyi, vrili keşfetmek üzere bana katılmaya hazır olun.
|