<< GERİ

 

SORUMLULUK SAHİBİ İNSANLAR İÇİN ÖNERİLER

 

Bu kitap hakkında ayrıntılı bilgi almak için tıklayın...

Sunuş

Giriş

1 Sorumluluk Sahibi Olmak

2 Rehberlik Ve Manevı Güç Arayışı

3 İlhamın Kazandırdığı Değerler

 

 

 

 

 

GİRİŞ  

Bu kitap halen sorumluluk yüklenmiş ya da böyle bir pozisyonda bulunmayı amaçlayan sizlere ilham, öğüt ve teselli vererek, kendinizi ruhsal gücünüzle ve kişisel bütünlüğünüzle irtibat halinde tutmanıza yardımcı olmak üzere, pozitif olmanıza, iyi hareket etmenize, çoğu kez mücadelelerle dolu olan bir günün sonunda kendinizi iyi hissetmenize ve yeni mücadelelere hazırlanmanıza yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.

Aynı zamanda, sorumlu olduğunuz kişileri mutlu edecek nitelikleri, tavırları ve becerileri de geliştirmenize yardımcı olmak üzere hazırlanmıştır. Özellikle de çelişkili öğütler veya birbiriyle çelişen bilgilerin ortasında nereye döneceğinizi sağlıklı bir şekilde belirleyebilmenize yardımcı olmayı amaçlamaktadır.


***

 

"Sorumluluk sahibi" olmak ne demektir?" 1981 yılında, Lance Morrow'un Time dergisine yazdığı iş ahlakının çöküşü hakkında bir makaleyi okuduktan sonra düşüncelerim ilk defa bu soru etrafında dolaşmaya başladı. Yazar makalesinde, pozitif bir iş ahlakı geliştirmenin anahtarı olarak, yapılan işin "Tanrı nazarında hoşa gider" olarak görülmesini öneriyordu. Bu tip çabaların iyice azaldığı günümüzde iş ahlakının yok olmasına şaşmamalı diyerek sorguluyordu.

Yıllar sonra iyi bir dostum, bu fikrin, Birleşik Devletler'in kurucuları tarafından temel alındığı için bir dolarlık banknotların arka yüzüne konulduğuna dikkatimi çekti. Bir piramidin tepesinde her şeyi gören gözün yer aldığı Büyük Mühür imajına bir bakınız. Zirvesindeki ilahi görüşle işlerlik kazanan toplumun piramit yapısını sembolize eder. Latince novus ordo seclorum "yeni bir dünya düzeni" anlamına gelir; annuit coeptis ise "O üzerimizde bize gülümsüyor." anlamındadır. Buradan anlaşıldığına göre bir doların üstünde yer alan bütün bu sembolik ifadeler, bu fikrin etkili ve modern bir ekonomi anlayışının tam temelinde bulunduğunu anlatır.

Zamanın sınırlayıcı yapıları içinde sıkışıp kaldığımızı, günlük hayatta zamansızlık veya sonsuzluk değerlerini ifade eden bir görüşten ne kadar uzak düştüğümüzü sembolize eden, kum saati biçiminde bir sosyo-ekonomik yapıya doğru gidiyor olmamız şaşırtıcı mı? Gerçekten bir şeyin "sorumlusu" olan "görüp gözeten" birilerini bulmak veya bu kişilerle karşılaşmak giderek daha mı zorlaşacak dersiniz? Bir yandan yaşamlarımızı sürdürmeye çalışırken diğer yandan kaynağını ve amacını bilemediğimiz şokların etkisiyle daha ne kadar yuvarlanıp duracağız? Ya da -olaylara körlükle bakan kayıtsız kum saati misali- hayatın büyük bölümünün parmaklarımızın arasından kayıp gidiyor gibi görünmesine?

Gerçekten "sorumluluk almanın" getirdiklerinden yararlanmak için önceki modelin verdiği birtakım şeylere ihtiyaç duyulduğunu hissetmeye başladım. Böyle bir vizyonun en azından küçük bir parçasının gerçekleşmesinde araç olmanın bir yolunu bulmanız gerekir. Kalpten gelen bir onayı kendinize ölçü olarak almalı ve başkaları için de bunu dile getirebilmelisiniz. Böyle bir ölçüye saygı göstermenin amacını bilmek ve aktarabilmek zorundasınız. Öte yandan sizin sorumluluk alanlarınıza giren, resmi kurumlarda, çalışma ortamlarında, okulda, aile ve toplumun her kesiminde talep edeceğiniz çabalarınızla insanlara doğru bir dünyanın nasıl kurulabileceğini gösterebilmelisiniz.

Doğru yapıldığı takdirde, kalbinizde Tanrı'ya ait ne tür bir imaj taşıyorsanız onun bir gülümsemesini hak edecek fırsatlarla karşılaşmıyormusunuz? Bu kitabın amacı o gülümsemeyi bulmanıza ve onu ortaya çıkarmanıza yardımcı olmaktır.

 

***

 

Paul Brunton (1898-1981) geleneksel bilgeliği modern şartlara adapte etmekte gösterdiği ustalık dolayısıyla dünyanın her yerinde takdir toplamıştır. Bu kitapta bulacağınız bütün pasajlar on altı kitap halinde basılmış olan Paul Brunton'un Not Defterleri serisinden seçilerek hazırlanmıştır. Uygun bir zamanda yayımlanan bu kitap için o muazzam eserden konu ile son derece ilgili pasajların seçilmesinde uzmanca yardımları dolayısıyla Not Defterleri projesinde birlikte editörlük yaptığımız Tim Smith'e ve New York, Ithaca'da bulunan Ithaca Youth Bureau (Ithaca Gençlik Dairesi) direktörü Sam Cohen'e teşekkür etmek isterim.

Paul Cash, Editör

Burdett, New York

Mayıs 1995

 

SORUMLULUK SAHİBİ OLMAK

 Çoğu insanların çevrelerine ve olaylara tepkisi büyük ölçüde otomatiktir ve çoğunlukla da kontrolsüzdür. Bu bakımdan insanın atacağı ilk adım ne yapmakta olduğunun farkına varmaktır; ikincisi ise derin düşünme ve bilgeliğin insanı daha isabetli bir yola doğru zorladığı durumlarda bu şeyi yapmayı reddetmektir. Bütün bunlar benliğin hakim olunmasını ve beden, duygular ve düşünceleri içine alan mekanizmanın disiplin altına alınmasını kolaylaştıracaktır. Bu, benliğin farkındalıkla kullanılmasına ve onun içinde başarıyla işlevlerin yerine getirilmesine yol açar.

 

***

 

Günlük düzeninizin isteklerinden içsel olarak kendinizi ne kadar kurtarabilirseniz -yani ondan duygusal olarak ne kadar çok koparak ilginizi, sevginizi ve arzunuzu yüksek benliğinize çevirebilirseniz- arzu edilmeyen durumlarla başa çıkabilme gücünüz o ölçüde artacaktır.
 

***

 

Hepimizin içinde teolojinin ruh dediği ve evrenin içindeki yüce kudretin bir parçası da olduğundan dolayı benim Yüksek Benlik adını verdiğim tanrısal bir şey vardır. Onu en hakiki rehber olarak tanıyan ve koruyucu şemsiyesi altına sığınanlar gerçekten bilge kimselerdir.
 

***

Egoyu aşağılayan bütün konuşmalara rağmen, insanın elinden gelen en iyi kişiliği geliştirmesi ve sonra da onu kullanması yanlış değil, övgüye değer bir husustur. Bu kişiliğin karakteri sadeleştirilebilir, tutkuları kontrol altına alınabilir, zayıf tarafları yenilebilir, cehaleti giderilebilir. Yeni tesirler tanıtılabilir ve onda yeni yetenekler geliştirilebilir. O zaman insan böyle bir kişilikten daha çok fayda sağlayabilir -kendi yararına ve başkalarına hizmet uğruna- ve bunu yapmak zorundadır.
 

***
 

Materyalist insanın bizim evrensel bir şuurun içinde yaşadığımızı ve hareket ettiğimizi ve varlığımızın onun içinde bulunduğunu algılamasına imkan yoktur. Ama bilge kişi bunu bildiğinden aynı zamanda bu evrensel hayatın bireyin kendisini ona açtığı derecede, kendisi ile diğer bütün bireysel hayatlar arasındaki ilişki hakkında geniş ve cömert bir bakış açısına sahip olduğu ölçüde onun kendi bireysel hayatını koruma altında tutacağını da bilir.
 

***
 

Pek çok insan seçimlerinde ve iradelerinde özgür olduklarını zanneder; aslında bu insanlar tam tersine arzularının esiri olmuş durumdadırlar. Bu arzular kendilerini çevreleyen şartlara aynen bir makine gibi tepki verirlerve o insanı şuurlu seçimler yaptığı yanılgısına sürüklerler. Dış şartlara bağlı olarak oluşan her değişiklik, kendi doğası gereği bu kişilerin zihinsel ve duygusal hallerini olumlu veya olumsuz yönde tahrik eder ve değişmelerine sebep olur. Özgürlük bunun neresinde? Daha çok bir bağımlılık göstermiyor mu?
 

***
 

Kendine güven başkalarına empoze edilebilecek bir nitelik değildir. Ancak onlara kendinizi örnek göstermek suretiyle bu amaca bir katkıda bulunabilirsiniz
 

***
 

İnsanlarla olan ilişkilerinizde, ne başkalarını dışarıda bırakarak sadece kendi iyiliğinizi düşünün, ne de kendinize zarar verecek derecede onlarınkini. Herkesin hayrına hareket etmeyi hedeflemeli ve sonuç olarak Yüksek Benliğin kişisel olmayan sezgilerini kendinize rehber edinmek suretiyle dürüst, adil ve bilgece davranmalısınız.
 

***
 

Özgürlük ortalama bir insanın onun hakkında edinmiş olduğu fikirlerin çok ötesinde anlam taşıyan muazzam bir kelimedir. Daralmış ön yargıların, güçlü bağlılıkların, hakim olunamayan arzuların ve ruhsal cahilliğin esareti altında bulunan bir insan özgür değildir.
 

***
 

Başkalarına yardım etmeye veya dünyayı dünyayı değiştirmeye yönelik çaba harcamaya başlamadan önce üç şeye sahip olmalıyız: bilgi, tecrübe ve kudret.
 

***
 

Bu gücü elde etmek ve bu bilgeliği kazanmak için iki zıt yolu izlemek zorunda olmanız size çelişkili gelebilir. Birincisi, günlük bütün etkinliklerinizi bir kenara bırakmalı ve onların üzerinde kişisellikten uzak bir zihinle derin düşünerek analiz etmelisiniz. İkincisi, o etkinliklerin üzerine atlamalı ve onları sizi daha yüksek seviyelere çıkaracak sıçrama tahtaları olarak kullanmalısınız. Bu bakımdan, ne derin düşüncenin (meditasyonun) ne de aksiyonun yeterli olmadığı söylenir. Her ikisi de gereklidir. Birincisi size ilham ve ümit verir, ikincisiyse eylem ve sınama olanağı sağlar.
 

***
 

Başkalarının gelişimine yönelik yapılan yardımlar ne kadar basit ve önemsiz gibi görünürse görünsün, yapılan yardımın nerelere varacağını anlayabilmek mümkün değildir. Bu tesir sizden başkalarına, onlardan da diğerlerine ulaşarak suda genişleyen halkalar gibi bir zaman ve mekan sınırlaması olmaksızın yayılacaktır.
 

***
 

Ego, sizi durmadan geçmiş hatalarınıza bahane bulma yolunda çaba harcamaya sevk eder. Böyle bir durumda acı gerçeği aldatıcı bir memnuniyete tercih etmek size kalmıştır.
 

***
 

Evrenin düzeniyle uyum içinde olmayı, onunla birlikte çalışmayı ve kendinizi ona karşı çıkmaya zorlamamayı arzu ediyorsanız, egonuzu ona zorla empoze etmekten vazgeçmelisiniz.
 

***

 

Uyuşmazlıkların zihninizin sükunetini bozmasına izin vermemeye dikkat ediniz. Bu uyuşmazlıkların sizi şüpheye sürüklediği durumlarda aldığınız yüksek etkilerin yüceliğinin bilincinde olarak, onların yanlış anlam verdikleri bir durumun gerçek vasıflarının farkına vararak, bir yandan kendi düşüncelerinizi negatif olarak etkilenmekten korumaya özen gösterirken diğer yandan yüce yasaların sizi koruma altında bulunduracağına güvenerek kendi gücünüzü keşfetmelisiniz.

   

<< GERİ

 
   
Tel.: (0232) 421 44 49 - Faks: (0232) 422 72 12 - E-mail: info@egemeta.com
Produced by Ege Meta Yayınları