|
Günümüzde pek çok kişi yeni bir çağın gelmiş olduğunu ve bu yeni çağın
her yönüyle etkisini hissettirmeye başladığını düşünmektedir. Her
alanda bir değişimden bahsediliyor. Birçok düşünürün ortak fikri bu
değişimin son iki yüz yıldır belirgin biçimde hızlandığı ve son yıllarda
bu değişim dalgalarının artık insanlık gemisini belli bir hedefe ulaştırmak
için şiddetini artırmaya başladığıdır. Bu gemi için aslında, "kara
çoktan görünmüştür."
Yeni çağın değişim rüzgarları, insanlığın önüne aslında hiç de yeni
olmayan, hatta insanoğlunun başlangıcı kadar eski meseleleri tekrardan
taşımıştır. Bu konulardan birisi de bedene sahip bir ruh varlığı olan
insanın bu ruhsal alanından kaynaklanan yetenekleridir. Bugün bu yeteneklere
genel olarak "psişik yetenekler" ya da "duyular dışı
algılama" (DDA) ismi verilmiştir.
Günümüzde insanlık her alanda kimlik arayışını sürdürmektedir. Dinsel
alanda, bilimsel alanda, felsefi alanda ve bazı ekol çalışmalarıyla
insan varlığı kendini tanıma çabalarına devam etmektedir. Son iki
yüz yıldır insanlığın önünde yeni bir araştırma dalı olarak ortaya
çıkan psişik yetenekler, bu çabaların bir uzantısı haline gelmiştir.
Ruhsal yetenekleri kendisine araştırma konusu edinen yeni çağın yeni
bilim alanı parapsikoloji; üniversitelerde, kulüplerden kürsülere,
kürsülerden de bölümlere kadar olan ilerleyişini sürdürmüştür. Aynı
kuruluşlarda devlet desteği altında laboratuvarlar kurulmuş ve burada
bilimsel bir yaklaşımla günümüze kadar sayısız deney yapılmıştır.
Dileyen kişiler isterlerse bu konuları kendilerine branş olarak seçebilir
ve üniversitelerde bununla ilgili dersleri alabilirler.
Ruhsal yeteneklerin dünya kamuoyunda geniş ölçekte yer almasından
yani 1850'lerden bu yana konularla ilgili o kadar geniş araştırmalar
o kadar çok deneyler yapılmıştır ki ilgili kişilerin elde edebileceği
yüzlerce kaynak kitap mevcuttur. Ve en temel çalışmalar metapsişik
bilimi tarafından bundan yaklaşık yüz elli yıl öncesinde yapılmıştır.
Metapsişik bilimi parapsikolojinin bugün incelediği alanları ondan
çok daha öncesinden hem de en ince ayrıntısına kadar ortaya koymuş,
deneylemiş ve uzanabildikleri konuları ispatlamayı başarabilmişlerdir.
1900'lü yıllara gelindiğinde Freud'dan Einstein'a, C. Gustav Jung'dan
William Crookes'e kadar değişik alanlardaki bilim adamlarının ilgisi
ruhsal konulara yönelmiştir. Fakat o dönemin katı materyalist bilim
anlayışı ve bu anlayışın getirdiği aforoz korkusu bazılarına geri
adım attırmıştır. Örneğin Freud, telepati hakkındaki görüşlerini ölmeden
önce yazdığı bir kitapta belirtmişti, fakat bu kitap ancak öldükten
sonra yayınlanmıştır.
Yine o dönemlerde gerçeği aramaya kendini adamış birçok bilim adamı
bu korkudan nasiplerini almadan çalışmalarına devam etmişler, deneyler
yapmışlar, yaptıkları araştırmaları her fırsatta makalelerle, kitaplarla,
konferanslarla yaymaya çalışmışlardır. İngiltere'den William Mc Dougall,
Hollanda'dan G. Heymans, Amerika'dan William James, İngiltere'den
Sir Oliver Lodge ve Sir William Barret'in çalışmaları bu döneme rastlar.
1882'de kurulan İngiltere Psişik Araştırmalar Derneği ruhsal yetenekler
konusunda son derece objektif deneyler yaparak konunun okült yönünü
bilimsel alana çıkarmıştır.
Telepati konusu psişik yeteneklerimiz arasında en çok tanınanı en
çok bilinenidir. Parapsikolojide de en fazla deney ve araştırma bu
konu üzerinde yapılmıştır. İstatistiksel sonuçlar da bunu gösteriyor.
Kısacası telepati insanda en sık görülen fenomenlerden biridir.
Ülkemize gelince ne telepati konusunda ne de parapsikolojinin diğer
alanlarında bilimsel bir deney, akademik bir çalışma yapılmamıştır.
Çünkü hiçbir üniversitemizde parapsikoloji eğitimi verilmemektedir.
Fakat tahmin edersiniz ki Anadolu halkı psişik yetenekler konusuna
hiç de yabancı değidir. Bugün Anadolu'nun hangi bölgesine giderseniz
gidin mutlaka parapsikolojik bir done bulabilirsiniz. Geçmişten adetleriyle,
örfleriyle, gelenek, görenek ve hatta genel olarak kültüründe getirdiği
yeteneklerini Anadolu insanı hiçbir zaman yadsımamıştır. Hatta atasözlerimizde,
özdeyişlerimizde ve deyimlerimizde bile bu kanıksamışlığı görürüz.
Biraz önce de belirttiğimiz gibi ülkemizde eksik olan, meselenin bilimsel
yönüne pek değinilmemiş olmasıdır. İşte bu kitabın derlenmesindeki
amaç, ülkemizdeki bu konularla ilgili boşluğu doldurmaya çalışmak,
araştırma yapmak isteyenlere konuya giriş mahiyetinde kaynak bir kitap
hazırlamaktır.
Bu amaçla, ülkemizde yayınlanan konuyla ilgili hemen hemen tüm eserler
incelenmiş, temel teşkil edecek bazı yabancı kaynaklar taranarak seçilmiş,
ayrıca internetten de yararlanılmıştır.
Telepati konusunda en geniş kapsamlı araştırma ve deneyler 1880'li,
1930'lu ve 1960'lı yıllarda yapıldığından kitapta bu dönemlere ait
bol örnekler bulabilirsiniz. Derlemede yer alan örnekleri mümkün olduğu
kadar parapsikoloji literatürüne geçmiş olan klasikleşmiş deney ve
çalışmalardan seçmeye çalıştık. Yani bunların hepsi -kendiliğinden
oluşan telepati fenomenleri hariç- birçok bilim adamının denetiminde
gerçekleşmiştir. Bu kontrollü deneylerde hiçbir hile olasılığı yoktur.
Parapsikoloji ile ilgili bölümü biraz uzun tutmamız gerektiğini düşündüğümüz
için ayrıca bir giriş bölümü yazmayı gerekli bulmadık. Bu bölümde
genel olarak parapsikolojinin doğuşu, gelişimi, çalışma alanları ve
bu çalışmalar hakkındaki yorumlara yer verilmiştir.
Telepati hakkındaki genel bilgileri "Telepati Nedir?" bölümünde
aktarmaya çalıştık. Burada genel olarak telepatinin anlamını, tarihçesini,
görünümlerini, diğer psişik yeteneklerle arasındaki farkları örnekleriyle
bulabilirsiniz. Telepati ile ilgili araştırmalar genelde iki temel
alanda toplanırlar: Bunlar metapsişik çalışmalar ve parapsikolojinin
deney ve araştırmalarıdır. Tüm çalışma ve deneyleri "Telepati
Deney ve Araştırmaları" bölümünde özetlemeye çalıştık. Bu bölümde
telepatinin bilimsel ispat çalışmaları ile ilgili yayınlanmış makalelere
de yer verdik. Bu alanda en yoğun araştırmalar Sovyet Rusya'da yapılmıştır.
Bununla ilgili örneklere bu bölümde rastlayabilirsiniz.
İnsanlar birbirlerine düşüncelerini nakletmeyi en çok akrabaları,
samimi dostları veya eşleri arasında başarabilmektedirler. Yani sempati
bağı telepatik iletişimde son derece önemlidir. Bu yüzden derlememizde
sempati konusuna da yer ayırdık.
Psişik yeteneklerimiz yalnızca normal uyanık şuurumuzda değil uyurken
de faaliyettedir. Bunun bilimsel deneyleri yapılmıştır ve hala da
tekrarlanmaktadır. Telepatik bir iletişimi uykuda da gerçekleştirebilmekteyiz.
Rüyada telepati bölümünde bu tarz deneylere ve bunun mekanizmasına
yer verdik.
Kitap içerisinde yeri geldikçe Wolf Messing ve Uri Geller gibi güçlü
telepati yeteneğine sahip kişilerden kesitler sunarak konuyu daha
canlı hale getirmeye çalıştık. Messing'in hayat hikayesinde telepatik
zihinsel telkin konusu da işlenmiştir.
İlginç bir konu da yine telepatik yolla yapılan trans çalışmalarıdır.
Bu konuda yapılmış olan deneyleri ilgiyle okuyacağınızı tahmin ediyoruz.
Telepati sadece insana ait bir yetenek değildir. Aslında tüm canlı
varlıklar arasında bir iletişim aracıdır. Global hatta evrensel bir
iletişimdir. Bu yüzden bitkiler ve hayvanlarla ilgili deneylere de
yer verdik.
Telepatinin mekanizması parapsikoloji alanında hala tartışma konusudur.
Birtakım teoriler bilim adamları arasında daha baskın gelmektedir.
Bu teorileri diğerlerinden ayıklayarak, konuyu araştıran birçok kişinin
hemfikir olduğu teorileri aktardık. Ayrıca metapsişik biliminin açıklamaları
elbetteki bizler için oldukça kıymetlidir. Bu konuda Türk Metapsişiğinin
iki büyük ismi Dr. Bedri Ruhselman ile Ergün Arıkdal'ın değerli fikirleri,
geçmişte vermiş oldukları bazı konferanslardan derlenerek sunulmuştur.
Telepati ile ilgili bir derlemede elbetteki konunun teorik kısmının
yanı sıra pratik yönününde aktarılması gerektiğinin bilincindeyiz.
Bu ihtiyacı karşılamak üzere "Telepati Teknikleri" bölümünde
mümkün olduğu kadar çeşitli alıştırmalar vermeye çalıştık. Böylece
telepati konusuyla ilgili pratik çalışma yapmak isteyen okurlarımız
bu tekniklerden kendilerine uygun gelenleri seçip deneyebilirler.
Faydalı olması dileğiyle...
|